(3402 S. K. m. 14, 17) (766 S. K. m. 2) (4721 S. K. m. 713)
Dava ve Karar: R. Y. ile Hazine ve Sızan Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Bozova Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.06.2008 gün ve 407/256 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı, miras yolu ile intikal, taksim ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak kadastroca tespit dışı bırakılan yaklaşık 90-100 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Hazine vekili, davacının taşınmazı imar-ihya etmediği gibi, zilyetliğinin de bulunmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuş; diğer davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi, taşınmazın davacının babasının zamanından beri kullanılageldiğini, köy tüzel kişiliği ile bir ilgisinin bulunmadığını beyanla davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece, davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri ile TMK.nun 713. maddesindeki kazandırıcı zamanaşımı ile taşınmaz edinme şartlarının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne, Fen Bilirkişiler R. S. ve M. Y. tarafından dosyaya sunulan 29.02.2008 günlü rapor ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 7179.82 m², (B) harfi ile gösterilen 58476.06 m² ve (C) harfi ile gösterilen 14824.22 m² yüzölçümündeki taşınmazların tarla vasfı ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Kadastro Müdürlüğünün 19.01.2006 tarihli karşılık yazısına göre, dava konusu taşınmaz bölümleri 19.11.1975 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları esnasında 766 sayılı Yasanın 2. maddesine göre tespit dışı bırakılmışlardır. Bu tür yerlerin emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmelerinden sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi suretiyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre kazanılmaları mümkündür.
Bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile üzerinde imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının kadastrodan sonraki geçmiş yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olmaları gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için tespit dışı bırakılma tarihi olan 1975 yılından sonra dava tarihine göre 20-25 yıl öncesine ait (1980-1985 yılları arası) 1/20 000 veya 1/25 000 ölçekli stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerektiği uzman öğretim üyelerinin yayınlardaki görüşleridir. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelenirse arazinin üç boyutlu görüleceği, taşınmazın sınırlarının belirlenebileceği ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabileceği bilinmelidir. (A.Ü. Ziraat Fakültesi yayınlarından, Doç. Dr. Mahmut Yüksel'in, Toprak Etüd ve Haritalama kitabının 1995 yılı baskısı sh:53).
Dava konusu taşınmazlara 1957 ve 1999 yıllarına ait hava fotoğraflarının uygulandığı kadastro teknisyeni ve teknikeri bilirkişilerin 29.02.2008 tarihli raporunda belirtilmişse de, rapora göre stereoskop aletinin mevcut olmaması nedeniyle bu yönde inceleme yapılamadığı bildirildiği gibi, yukarıdaki açıklamalar karşısında hava fotoğraflarının tarihi de taşınmazların niteliklerini belirleyebilmek bakımından elverişli bulunmamaktadır.
Bu nedenle mahkemece, Öğretim Üyesi seviyesinde Ziraat Fakültesi Toprak Bölümünden bir ziraat mühendisi, bir harita veya kadastro mühendisi marifeti ile keşif yapılarak dava tarihine göre 20-25 yıl öncesine ait ve iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının getirtilerek stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak taşınmazların niteliğinin ve kullanım süresinin ne zaman başladığının belirlenmesine çalışılması gerekir. Ş. ve bilirkişi sözleri ilmi esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmazlar üzerinde imar-ihya işlemlerine başlandığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlendikten sonra iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirme yapılarak karar verilmelidir.
Bundan ayrı, karara dayanak yapılan fen bilirkişisi krokisinde dava konusu taşınmazların komşularına göre konumları belirlenmediğinden krokinin uygulanabilirliği konusunda duraksama oluştuğu gibi, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde, zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilemeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktarın sulu toprakla 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyeceği düzenlenmiştir. Dava konusu taşınmazların öncesinde davacının miras bırakanı olan babası M. G. Y.'e ait iken, onun, dosyada mevcut Bozova Sulh Hukuk Mahkemesinin 27.02.2003 tarih, 2003/55 E-82 K. sayılı mirasçılık belgesinde yazılı olduğu üzere 24.12.2002 tarihinde vefatı ile mirasçıların onayıyla davacıya verildiği bildirildiğine göre, yukarıda yazılı sınırlamalar bakımından M. G.'nin diğer mirasçıları için de gerekli araştırmanın yapılması gerekirken bu araştırmanın yalnızca davacı ve muris için yapılması ile yetinilmesi de doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve kanuna aykırı olan hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy