(1086 S. K. m. 258, 259) (3402 S. K. m. 13)
Dava: B. Ç., H. Ç. ve müşterekleri ile N. Ç. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Çaycuma 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 16.03.2007 gün ve 152/164 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan R. Ç. ve N. Ç. tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşma ya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 31.03.2009 Salı günü tayin edilerek taraflar a çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden R. Ç. bizzat ve vekili Avukat E. A. ile karşı taraf tan B. Ç. ve müşterekleri vekili Avukat C. G. geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar B. Ç. ve arkadaşları vekili, dava konusu 18 ada 19 ve 100 ada 4 parsellerin öncesinin ortak kök miras bırakan İ.Ç.'ya ait olduğunu, 28.8.1961 tarihli adi senetle vekil edenlerine bağışlandığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptaliyle vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı M. Ç. vekili, davanın reddini savunmuş, ölümü ile davaya katılan mirasçıları aynı doğrultuda savunma yapmışlardır.
Mahkemece, 100 ada 4 parsel hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, 18 ada 19 parsel hakkındaki davanın ise davalı M. Ç.'nın sağlığında davacılardan B. ve H. Ç. aleyhine açtığı elatmanın önlenmesi davasından feragat ettiği ve davacı yanın tutunduğu satış senedi ile yerel bilirkişinin ifadelerine göre kabulüne karar verilmesi üzerine; hükmün kabule ilişkin bölümü, davalılardan R. ve N. Ç. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 18 ada 19 parsel, kadastro yoluyla Şubat 1325 tarih 306 sıra numaralı tapu kapsamında kaldığı, tapu maliklerinden bir kısmının tapudaki paylarını 26.2.1965 tarih 54 sıra numaralı tapu ile bir kısım tapu malikleri ise harici olarak sattıkları belirtilerek tamamı davalı İ.oğlu M. Ç. adına 13.1.1987 tarihinde tespit edilmiş, 23.2.1988 tarihinde kesinleşerek tescil edilmiştir. Eldeki dava tespit öncesi nedene dayanarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmıştır.
Uyuşmazlık konusu 18 ada 19 parselin öncesi tapulu olup, davacı yan satış ve eklemeli zilyetliğe dayanarak iptal tescil isteğinde bulunduğuna göre, davanın başarıya ulaşması için 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b. maddesindeki kazanma koşullarının davacılar lehine gerçekleşmesi gerekmektedir.
Zilyetlik, tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Davacılar vekili 31.10.2005 tarihinde tanık listesini sunmasına, keşifte dinlenilmeleri için adlarına tebligat çıkarılmasına rağmen keşifte dinlenilmediği gibi vazgeçme olmadığı halde dinlenilmeme nedeni de belirtilmemiştir. Dinlenen yerel bilirkişi ifadesi ise taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmekten uzaktır.
Taraf tanıklarının HUMK.'nun 258. maddesi hükmü uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmaları, aynı Kanunun 259. maddesi hükmü uyarınca taşınmaz başında yapılacak keşif yerinde dinlenilerek, taşınmazın öncesinin ne ve kime ait olduğunun, kimler tarafından ne şekilde kullanıldığının, uyuşmazlık konusu olan bu yerin halen kimler tarafından zilyet ve tasarruf edildiğinin, üstün kullanma hakkının kimde bulunduğunun, zilyetliğin geçip geçmediğinin kendilerinden sorulup belirlenmesine çalışılması, beyanları arasında aykırılık çıktığı takdirde aynı Kanunun 265. maddesi hükmü göz önünde tutularak çelişkinin giderilmesine çalışılması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekir.
Her ne kadar Çaycuma Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1983/647 esas 1987/638 karar sayılı dosyasında, aynı taşınmaza ilişkin olarak elatmanın önlenmesi davası açan temyize konu davanın davalısı M. Ç. davadan vazgeçmiş olması nedeniyle söz konusu davanın reddine karar verilmiş ve kesinleşmişse de belirtilen dava dosyası haksız tecavüzün sonlandırılmasına ilişkin elatmanın önlenmesi davası olup mülkiyetin aynına ilişkin dava olmadığından temyize konu dava için kesin hüküm teşkil etmez.
Açıklanan bilgiler ışığında, taraf delilleri toplanıp, tartışılıp, değerlendirilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesi karşısında davacılar lehine kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerekirken yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Belirtilen gerekçeler nedeniyle, davalılar R. ve N. Ç.'nın yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 13,10 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 31.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy