(4721 S. K. m. 640, 701, 702)
Dava: Ahmet Kaya ve dahili davacılar Yeter Kaya ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Yıldızeli Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 26.03.2008 gün ve 38/56 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Ahmet Kaya vekili, miras yoluyla intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedeniyle Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 132 ada 41 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeninin miras bırakanı Turan Kaya mirasçıları adına miras hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm; davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Ahmet Kaya vekili harçlandırdığı dava dilekçesinde; dava konusu 132 ada 41 parselin vekil edeninin miras bırakanı Turan Kaya'dan taksim yoluyla vekil edenine kaldığını açıklayarak tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir. Ancak, mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre; dava konusu taşınmazın Turan Kaya'ya aitken ölümü üzerine tüm mirasçılarına kaldığı ve taşınmazın mirasçılar arasında taksime tabi tutulmadığının anlaşılması üzerine, bu kez davacı vekili 26.03.2008 tarihinde harçlandırdığı ıslah dilekçesiyle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaliyle miras bırakan Turan Kaya'nın tüm mirasçıları adına hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Daha sonra, davacı vekili miras bırakanın diğer mirasçılarını dahili dava yoluyla davaya katmış, dahili dava dilekçesi diğer dört mirasçıya usulüne uygun tebliğ edildiği halde, dahili dava edilen mirasçılar yargılama oturumlarına katılmadıkları gibi davaya bir cevap da vermemişlerdir.
Mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, dava konusu taşınmazın, davacının miras bırakanı Turan Kaya'dan tüm mirasçılarına kaldığı ve usulüne uygun olarak taksim edilmediği anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut mirasçılık belgesine göre de; miras bırakan Turan Kaya 05.08.1987 tarihinde öldüğüne, davacı dışında başkaca mirasçılar da bulunduğuna göre, terekesi elbirliği ile mülkiyet hükümlerine tabi bulunmaktadır. TMK. nun 701. maddesinde; kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir şeklinde tanımlanmıştır. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp hakları taşınmazın tamamına yayılmıştır. Elbirliği ortaklığı devam ettiğine göre, davacının tek başına, kendi adına taşınmazın tapuya tescilini istemesi mümkün değildir. Davacı vekili önce, miras bırakandan taksim yoluyla tek başına vekil edenine kaldığını iddia ederek tam pay olarak vekil edeni adına iptal tescil istemiş ise de, bilahare ıslah yoluyla miras bırakanın tüm mirasçıları adına miras payları oranında tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Bu istek, dosya kapsamındaki delillere, usul ve kanuna uygun ise de, davacı dışında kalan diğer mirasçılar usulüne uygun olarak davaya dahil edilmemişler, dava şartı usule uygun olarak yerine getirilmemiştir.
TMK. nun 640/2 ve 702/2 maddelerine göre, mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Dava üçüncü kişiye karşı açılmış olup, TMK. nun 701 ve 702. maddeleri gereğince tüm mirasçıların birlikte dava açmaları kuralı söz konusudur. Çünkü tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olduğuna göre, davanın tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması veya dava dışı kalan tüm mirasçıların davacı yanında usulüne uygun olarak davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması ya da miras şirketine temsilci atanmak suretiyle ve onun huzuruyla davanın yürütülmesi, böylece taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlanmadan davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 15.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy