(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 258, 259)
Şükrü ile Hazine ve T.........Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki mera sınırlandırılmasının iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Akçadağ Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 17.07.2008 gün ve 242/149 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı, mera olarak sınırlandırılan 116 ada 17 sayılı parselin sınırlandırmasının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı T... Köyü tüzel kişiliğine yöntemine uygun biçimde dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, teknik bilirkişi Ayhan ve arkadaşının 05.06.2008 günlü rapor ve krokisinde 116 ada 17/B, 116/4-A ile işaretli taşınmaz bölümleri hakkındaki davanın reddine, 116 ada 17/A ile belirlenen taşınmaza ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve bağış hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 3402 Sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca açılan mera sınırlandırmasının iptaline ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu 116 ada 17 sayılı parsel 18.07.1989 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında orta malı mera olarak tespiti yapılmış, kadastro tutanağı 17.10.1997 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın esasen babasına ait olduğunu, sağlığında yapılan paylaşım sonucu bu yeri kendisine bağışladığını açıklayarak sınırlandırmanın iptali isteğinde bulunmuştur. Uyuşmazlık konusu 116 ada 17 sayılı parsel 158.950 m2 yüzölçümlü oldukça büyük bir yerdir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar aynı köyden oldukları anlaşılmıştır.
Bir yerin orta malı niteliğinde mera olup olmadığının saptanması için Yüksek Yargıtay uygulaması gereğince meradan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla keşfin yapılması zorunludur. Bu bakımdan T.........Köyü'ne ait kadim ve tahsisli mera kayıtlarının olup olmadığının İl Özel idare Müdürlüğü, İlçe Özel İdare Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğü'nden sorularak belirlenmesi, varsa tahsisli mera kayıt ve varsa haritalarının bulunduğu yerden getirtilerek dosya arasına konulması, mahallinde yapılacak keşifte uygulanması, tahsisli mera bulunmuyorsa, kadim mera araştırması yapılması, bu amaçla dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların meradan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasından seçilerek dinlenmesi, yine komşu köylerden tanıklarını bildirmeleri için taraflara süre ve imkan tanınması, ondan sonra yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK'nun 258 ve 259. maddeleri gereğince dinlenmelerinin sağlanması, davanın açıldığı 10.11.2006 tarihinden en az 20 yıl öncesine ait iki zamanlı hava fotoğraflarının bulundukları yerden getirtilerek dosyaya eklenmesi hava fotoğraflarının uzman bilirkişice stereoskopik aletle üç boyutlu olarak incelemeye tabi tutulması, çekim tarihlerine göre taşınmazın gerçek niteliği ile kültür arazisi olarak kullanılıp kullanılmadığının saptanması, bilirkişilerden gerekçeli denetime açık rapor alınması, uzman bilirkişi ziraat mühendisinden taşınmaz ve çevresi bir bütün olarak birlikte toprak yapısı incelenerek taşınmazın kadim meradan elde edilen yerlerden olup olmadığı yönünden rapor istenmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA 26.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy