(4373 S. K. m. 1, 2) (3083 S. K. m. 13)
Dava: S. Ç. ile Hazine ve Osman Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Boyabat Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 16.06.2008 gün ve 87/249 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, tescil konusu taşınmazın olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılamayacak Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ırmak yatağı olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 19.03.2008 günlü krokide sınırları yazılı 254.15 m2 taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle tescili isteğine ilişkindir. Tescil konusu taşınmaz 1957 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında ırmak yatağı niteliğiyle tespit dışı bırakılmıştır. Yerel bilirkişi ve tanıklar, davacının dava tarihinden geriye doğru 40-50 yıldan bu yana tarım arazisi olarak ekonomik amaca uygun şekilde tasarruf ettiğini, ziraatçı uzman bilirkişi kültür arazisi niteliğinde olduğunu bildirmişlerdir. Açıklandığı üzere, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre, davacının tespit dışı bırakılan dava konusu yeri koşullarına uygun olarak tasarruf ettiği kanıtlanmış bulunmaktadır. Davalı Hazine temsilcisi, yargılama aşamalarında dava konusu taşınmazın 4373 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kazanılamayacak yerlerden olduğunu, ayrıca toplulaştırma alanında kalmasının tescile engel bulunduğunu savunmuştur.
4373 sayılı Taşkın Suları ve Su Baskınlarına Karşı Koruma Kanunu'nun 1. maddesi hükmüne göre; yüksek seviye gösteren akarsuların tasmasıyla su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek olan sahaların sınırlarının imar ve iskan Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla tespit ve ilan olunacağı açıklanmıştır. Dosya arasında bulunan 06.10.1967 gün ve 6/8920 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Gökırmak kaynaklarının Kızılırmak'a kavuştukları yere kadar ırmağın sağında ve solunda olmak üzere 200'er metre genişlikteki saha koruma alanı olarak tespit ve ilan edilmiştir. Yapılan uygulamaya göre tescil konusu taşınmaz tarih ve sayısı yazılı Bakanlar Kurulu kararı ve eki harita kapsamında kalmaktadır. 4373 sayılı Kanunun 2. maddesi ile de tespit ve ilan edilen alanda suların akmasına engel olacak bina ve benzeri tesisler ile ağaç dikmek ve birtakım engellerin yapılması yasaklanmıştır. Maddenin incelenmesinden de açıkça anlaşılacağı üzere 4373 sayılı Kanun mülkiyet hakkının edinilmesini yasaklamamış, sadece tasarruf durumunu kısıtlamış bulunmaktadır. Bir bakıma bu kanunla sınırlı mülkiyet durumu öngörülmüştür.
Toplulaştırma sorununa gelince; 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun 13. maddesinde; toplulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren uygulama alanlarında arazi değiştirilmesi, dağıtım işlemlerinin tamamlanması veya tapuya tescili işlemlerinin sonuçlandırılıncaya kadar gerçek kişilerle özel hukuk tüzel kişilerine ait arazinin mülkiyet ve zilyetliğinin devir ve temlik edilemeyeceği belirtilmiş, aynı maddenin son fıkrasında da, bu maddede belirtilen süreler içerisinde mahkemelerce arazi hakkında devir ve temliki gerektiren bir karar verilemeyeceği açıklanmıştır, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tapuya tescili, anılan maddedeki devir ve temlik işlemleri mahiyetinde değildir. Bir yerin mülkiyetinin kazanılması ile 3. kişiye temliki ve el değiştirmesi birbirinden farklı kavramlardır. Tüm bu açıklamalar göz önünde tutularak mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 20.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy