(4721 S. K. m. 713)
Dava: N. Ş. ile Hazine ve Akyurt Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Akyurt Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 20.05.2008 gün ve 54/82 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı kadastroca tespit dışı bırakılan dava konusu yerin eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, imar planı içersinde kalan yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuş ve taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir.
Davalı Belediye vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 25.06.2007 günlü krokide gösterilen 2230 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmaz bölümünün TMK'nın 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir. Tescil konusu taşınmaz 1952 yılında yapılan kadastro çalışmalarında boz ve hali niteliğiyle tespit dışı bırakılmıştır. Yerel bilirkişi ve tanıkların dava konusu yer ve çevresinin öncesi itibariyle hali arazi olduğunu, bu nedenle tapulama dışı bırakıldığını, hemen tapulama sonrası köy muhtarının öncülüğünde dava konusu yer ve çevresinin bir bütün olarak bağ haline getirildiğini, akabinde parsellenip köylülere paylaştırıldığını, miras yolu ile intikal ve taksimle davacıya geçtiğini, dava tarihine kadar eklemeli 20 yıldan fazla süreyle koşullarına uygun tasarrufta bulunduğunu, ziraatçı uzman bilirkişinin üzerinde 35-40 yıllık bağ omcalarının bulunduğunu ikinci sınıf tarım arazisi niteliğinde olduğunu bildirmeleri üzerine mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bir yerin TMK'nın 713/1. maddesi hükmü uyarınca olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılabilmesi için taşınmazın doğal yapısı ve niteliği itibariyle özel mülkiyet konusu ve kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerekir. Ancak böyle bir yer kanunda belirtilen diğer koşullar altında kullanıldığı takdirde kazanma sağlar. Davacı vekilinin dosyaya sunduğu aynı yerde bulunan davanın kabulüne ilişkin hükümlerin içeriğine göre tescil konusu taşınmazların mer'a olmadığı ve kazanılmaya elverişli yerlerden olduğu belirlenmiştir. Dosya arasındaki bu hükümler tescil konusu taşınmaz bakımından güçlü delil niteliğindedir. Paftaya göre aynı yerde bulunan taşınmazların mera olmadığı özel mülkiyet şeklinde kazanılmaya elverişli ve tescile tabi yerlerden olduğu belirlenmiştir.
Davalı Hazine vekili, imar planı içersinde kalan taşınmazların kazanılamayacağını bildirmiştir. Yapılan inceleme ve alınan cevaplara göre tescil konusu taşınmaz ve çevresi Belediye imar planı dışında olan bir yerdir. Davalı Hazine vekilinin bu yöne ilişen savunması yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre dava konusu taşınmaz bölümünün davacı tarafından kazanıldığı belirlendiğine göre davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 19.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy