(3402 S. K. m. 46)
Dava: H. K. ve S. Y. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Ceyhan 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.12.2006 gün ve 97/264 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, mirasen intikal ve kazanmayı sağlayan zilyetlik ile iskanen verilme nedenine dayanarak Hazine adına kayıtlı dava konusu 4 ada 201 (A) ve 202 parseller kapsamında kalan toplam 35.400 m² yüzölçümündeki taşınmazlara ilişkin tapu kayıtlarının iptaliyle vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan özel mülkiyete konu olmayacak yerlerden olduğunu, davanın süresinde açılmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, ifraz sonucu 149 ada 1 ve 3 parsel sayısını alan taşınmazlara ilişkin Hazine tapusunun iptali ile davacılar adına 1/2'şer oranda paylı olarak tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 149 ada 1 ve 3 parselleri kapsayan taşınmazın öncesi 296 hektar 7065 m² yüzölçümündeki 4 ada 5 parsel olup kadastroca Mart 1317 tarih 18 nolu tapu kaydına dayanılarak tarla ve koyun ağılı niteliğiyle 12.9.1944 tarihinde Hazine adına tespit edilmiş, 12.12.1944 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir. Daha sonra, 22.5.1968 tarihinde yapılan ifraz sonucu 4 ada 22 parsel oluşmuş, bunun da ifrazı ile oluşan dava konusu 4 ada 201 ve 202 parseller 16.9.1996 tarihinde ifraz edilerek 149 ada 1 ve 3 parsel sayılarını almışlardır.
Davacı taraf, iskan kaydı yanında olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine de dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Az yukarıda açıklandığı gibi dava konusu taşınmazlar 12.12.1944 tarihinde Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Davacılar vekili, vekil edenlerinin miras bırakanları Ş. K.'nun zilyetliğinin 1952 yılında başladığını bildirmiştir. Zilyet olunduğu ileri sürülen tarihlerde taşınmaz tapuda Hazine adına kayıtlıdır. Hazine adına tapuda kayıtlı bir yerin ise zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün olmadığından davacıların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı iptal ve tescil isteklerinin reddine karar verilmesi gerekir.
Davacı yanın, iskan nedenine dayalı iptal ve tescil isteklerine gelince; dosya arasında bulunan dağıtıma ilişkin belgelere göre, taşınmazlar 11.11.1952 tarihinde davacıların miras bırakanı Ş. K.'ye verilmiş, daha sonra Arazi Dağıtım Cetvelinin özel sütununa Komisyonun 21.5.1968 gün ve 21-2-5-13/282 sayılı yazılarıyla tescil dışı bırakılmıştır şerhi düşülmüştür. Dosyadaki bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın 17 nolu Toprak Tevzi Komisyonu tarafından 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümleri uyarınca davacıların miras bırakan babalan Ş. K.'ye verilmiş olduğu anlaşılmakta ise de, daha sonra bu yerin tespit dışı bırakıldığı belirtilerek lehine dağıtım yapılmış olan Ş. K. adına tapu oluşturulmamıştır.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46. maddesi hükmüne göre, 4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına tescil edilmiş olan taşınmazların iskan veya toprak tevzi suretiyle verilen yerlerin başka şart aranmaksızın hak sahipleri adına tespit ve tescil edileceği belirtilmiş, aynı maddenin son fıkrasında ise ...daha önce kadastrosu yapılan yerlerde bu maddeye dayanarak talep ve dava hakkı, bu kanunun yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren 2 yıl geçmekle düşer şeklinde düzenleme yapılmıştır.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun yürürlük tarihi itibarıyla 10.10.1989 tarihinde söz konusu süre dolmuştur. İncelenmekte olan bu dava ise 3402 sayılı Kadastro Kanununda belirtilen 2 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 4.3.2005 tarihinde açılmıştır. Anılan maddedeki 2 yıllık süre hak düşürücü nitelikte olup, olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin gerçekleşmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre tüm defi ve itirazlardan önce nazara alınır. Bu nedenle; yargılama bitinceye dek hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi görevden ötürü hakim tarafından kendiliğinden de göz önünde tutulur. 4753 sayılı Kanuna göre yapılan iskan kaydına dayanarak açılan iptal ve tescil davasının da hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerin de olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy