(4721 S. K. m. 701, 702)
Dava: Sultan Konukman ve müşterekleri ile Mehmet Çakırer, Hazine, Çalılı Köyü Tüzel Kişiliği, dahili davalılar Birsen Yılmaz ve Ahmet Öcal aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Yozgat Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 17.05.2006 tarih ve 590/295 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Hazine vekilleri ile davalı Mehmet Çakırer vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, miras bırakanları Bekir Karakoç'a ilişkin 153 ada 9 no.lu parselle birlikte kullandıkları taşınmazın bir kısmının kadastro çalışmaları sırasında davalı Mehmet Çakırer adına tespit edilen 166 ada 3 s. parsel içinde bırakıldığını taşınmazın bir kısmının ise paftada yol olarak bırakılan yerde kaldığını açıklayarak 166 ada 3 s. parselin tapu kaydının kısmen iptali ile yol olarak bırakılan taşınmazla birlikte vekil edenleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Mehmet Çakırer vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, yola karşı açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Köy Tüzel Kişiliğine, yöntemine uygun bir şekilde dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, Mehmet Çakırer adına tapuda kayıtlı bulunan 166 ada 3 s. parselde teknik bilirkişi Osman Şahin'in 6.4.2006 tarihli rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen 53 m2 miktarındaki taşınmaz yönünden tapu iptali ve tescil davası ile aynı rapor ve krokide C harfiyle işaretli 47.50 m2 bakımından davanın kabulüne A ve C harfleriyle işaretli bölümlerin Bekir Karakoç mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı rapor ve krokide D harfiyle belirlenen kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, kabul edilen taşınmazlar bakımından davalı Hazine ve davalı Mehmet Çakırer vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılmak mümkün değildir. Davacılar vekili, dava dilekçesinde iptal ve tescile konu edilen taşınmaz bölümlerinin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğunu açıklamıştır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar da aynı yerlerin davacıların babasından kaldığını açıklamışlar ve paylaşımdan söz etmemişlerdir. Bu durumda, miras bırakan Bekir Karakoç'un terekesinin TMK. nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğunun kabulü gerekir. Elbirliği mülkiyetinde her bir mirasçının terekede bulunan taşınmazlar üzerinde belirlenmiş payları bulunmayıp, hakları taşınmazın veya taşınmazların tamamı üzerinde söz konusudur. TMK. nun 702. maddesi gereğince tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olup üçüncü kişilere açılmış bulunduğuna göre bütün mirasçıların birlikte hareket etmesi suretiyle dava açmaları gerekirdi. Davacılar yalnızca kendi adlarına iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Bu durum karşısında dava dışı kalan sair mirasçıların davalı safında davaya katılmalarının sağlanması yoluyla taraf teşkilinin yapılması da mümkün değildir. Yozgat Sulh Hukuk Mahkemesinin 28.2.2002 tarih ve 2002/158 esas 2002/135 karar s. veraset belgesine göre miras bırakan Bekir Karakoç 4.2.1996 gününde vefat etmiş olup, geriye altı mirasçı bırakmıştır. Birsen Karakoç (Yılmaz) ile Döndü Karakoç (Yılmaz)'un dava dışı kaldıkları görülmüştür. Döndü ile Birsen'in bağımsız bir istekleri bulunmadığı durumda onlar adına da iptal ve tescile karar verilmiş olması doğru değildir. Elbirliği mülkiyetine dahil bir taşınmaz hakkında TMK. nun 701 ve 702. maddeleri uyarınca bir veya birkaç mirasçının kendi adlarına iptal ve tescil davası açmaları mümkün bulunmadığına göre açılan her iki taşınmaz hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabul şekline göre de; uyuşmazlık konusu parselle birlikte kullanıldığı iddia edilen yere ait 153 ada 9 s. parsel 13.10.1996, dava konusu yapılan 166 ada 3 s. parselin kadastro tespiti ise 22.11.1996 gününde yapıldığı saptanmıştır. Tespitlerin yapıldığı tarihlerde taşınmazın bir kısmı paftasında yol olarak bırakıldığına göre tespit dışı bırakma tarihi ile dava gününe kadar kazanmayı sağlayan 20 senelik süre de geçmemiştir. Bu sebeple paftada yol olarak bırakılan taşınmazın bir kısmının kabulüne karar verilmiş olması bu yönüyle de doğru bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı Hazine vekilleri ile davalı Mehmet Çakırer vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme hükmünün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 13,10 YTL peşin harcın istem halinde temyiz eden Mehmet Çakırer'e iadesine 03.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy