(3402 S. K. m. 16) (4721 S. K. m. 973, 981, 982, 983, 984) (YHGK. 06.10.1993 T. 1993/14-423 E. 1993/561 K.) (YHGK. 25.11.1987 T. 1987/8-394 E. 1987/876 K.)
Dava: Ali Bilbil ile Mehmet Ali Aktaş aralarındaki elatmanın önlenilmesi ve ecrimisil davasının reddine dair Arguvan Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 11.12.2007 tarih ve 182/198 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ilişkin taşınmazın sınırında bulunan on adet ceviz ağacının yedisinin davalı tarafından söküldüğünü, bu yerin tapuda kayıtlı olmadığını, müvekkilinin bu yerde 1996 yılından önce zilyet olduğunu açıklayarak davalının müdahalesinin önlenmesini istemiştir.
Davalı, taşınmaza müdahalesinin olmadığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 3402 s. Kadastro Yasasının 16/c maddesine göre göl, nehir gibi genel suların Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduğu, zilyetlik şartları oluşsa dahi kamu mallarının özel mülkiyete konu olamayacağı, meni müdahale davasının mülkiyet hakkına dayalı bir dava olduğunu, davacının dava konusu yer üzerinde mülkiyet hakkı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu yerin kadastro çalışmaları sırasında dere yatağı olarak tesbit dışı bırakıldığı fen bilirkişinin raporunda açıklanmış, Kadastro Müdürlüğü dava konusu yerin Şotik çayı içinde kaldığını bildirmiştir.
TMK. nun 981, 982, 983, 984 maddeleri mal üzerinde zilyetlikten başka hiçbir hakkı bulunmayan kimsenin zilyetliğini korumak üzere konulmuş hükümleri ihtiva etmektedir. TMK. nun 973. maddesinde zilyetlik bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyetidir biçiminde tanımlanmıştır. TMK. nun 982 ve 983. maddelerinde de zilyetlik herhangi bir hakka bağlı olmaksızın dava yoluyla korunmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki, zilyetliğin korunması davasıyla zilyet, zilyetliğin hakka dayandığını ispat külfetine katlanmadan yalnızca zilyetliğini öne sürerek Sulh Hukuk Mahkemelerinde uygulanan basit yargılama usulünün sağladığı kolaylıklardan yararlanır. Zilyet, zilyetliğin arkasında bulunan ayni (nesnel) veya şahsi (kişisel) bir hakka dayandığı taktirde dava bir hak davası niteliğini kazanır. Hukuk Genel Kurulunun 06.10.1993 gün, 1993/14-423/561 s. ve Hukuk Genel Kurulunun 15.06.1983 gün, 3351/679 ve 25.11.1987 gün, 394/876 s. kararlarında da aynı görüş benimsenmiştir.
Dava konusu taşınmazın dere yatağı olması veya çay niteliğiyle tespit dışı bırakılması bu yerler üzerinde zilyet olanların zilyetliğinin korunmasını istemelerine engel değildir. Davanın kabulü, davacıya mülkiyet hakkı bahşetmeyecektir. Mahkemenin davayı red gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Ancak, davacının taşınmaz üzerine diktiği ceviz ağaçlarının davalı tarafından sökülüp müdahale edildiği ispatlanamadığına göre davanın bu sebeple reddine karar verilmiş olması gerekirken değişik gerekçeyle reddine karar verilmiş olması doğru değilse de hüküm sonucu itibariyle doğru olduğundan,
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 14,00 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna 06.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy