(4721 S. K. m. 71, 702, 713) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Naci Civelek ile Osman Mısırlıoğlu aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Ardeşen Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 19.06.2007 tarih ve 109/180 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, vekil edenlerine ilişkin 102 ada 36 s. parselle birlikte kullandıkları taşınmazın bir kısmı kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tapuda kayıtlı bulunan 102 ada 30 s. parsel içinde kaldığını ve davalının yeriyle birlikte adına tesbit edildiğini, her iki parsel arasındaki sınırın hendek (su arkı) olduğunu açıklayarak davalı parsel içinde kalan taşınmaz kısmının belirlenmesi ve vekil edenine ilişkin 36 s. parsele ilavesi suretiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Osman Mısırlıoğlu, davayı kabul etmediğini, 200 yıldan beri taşınmazı bu şekliyle kullandığını, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava dilekçesiyle getirtilen tapu kayıt bilgileri ve nüfus kayıt bilgileri birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının taraf ehliyeti bakımından hukuka uygun olmadığının anlaşıldığını açıklayarak dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 s. Kadastro Yasası'nın 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ait tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmişse de mahkemenin bu görüşüne katılmak olanaklı değildir. Dava dilekçesinin gerekçe kısmında davacı vekili müvekkillerimden söz ettiği halde, sair bazı bölümlerinde ve sonuç kısmında müvekkilim ibaresini kullandığı, isteğin çok açık bir şekilde yazılmadığı ve dava dilekçesinin iyi bir biçimde kaleme alınmadığı bir gerçektir. Ne var ki, davacı vekili temyiz dilekçesinde davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, davanın ilk açılması sırasında vefat etmiş olan Niyazi Civelek'in mirasçılarından Naci Civelek adına dava açılmış ise de, sair mirasçılarının da davaya katılması için istekte bulunduklarını, taşınmazın elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğunu, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu belirterek hükmün bozulması isteğinde bulunmuştur.
Dosya arasında bulunan 102 ada 36 s. parselin tapu kaydı ile kadastro tutanağı üzerinde yapılan incelemede sözü edilen parselin paylı mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, davacının miras bırakanı Osman oğlu Niyazi Civelek'in tapu kaydı ve kadastro tutanağına göre 3/5 pay oranına sahip olduğu, sair iki paydaş'ın ise 1/5'er pay sahibi oldukları belirlenmiştir. Miras bırakan Niyazi Civelek'in getirtilen nüfus aile kayıt tablosuna göre 27.7.2005 gününde öldüğü, davanın 2007 yılında açıldığı, bu durum karşısında davacı Naci Civelek'in davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, dava üçüncü kişiye karşı açılmış olup, TMK. nun 701 ve 702. maddeleri gereğince bütün mirasçıların birlikte dava açmaları kuralı söz konusudur. Çünkü tasarrufi işlemler de oybirliği aranır. Dava da bir tasarrufi işlem olduğuna göre davanın bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması veya murisin veraset ilamı alındıktan sonra dava dışı kalan bütün mirasçıların davacı yanında davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması ya da miras şirketine temsilci atanmak suretiyle ve onun huzuruyla davanın yürütülmesi, böylece taraf teşkilinin sağlanması zorunludur. Şu durumda mahkemenin red gerekçesi olarak gösterdiği kuralın burada uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu husus 102 ada 36 numaralı parselin paydaşlarından bulunan Niyazi Civelek'in ölümüyle mirasçılarına geçen mülkiyet hakkının doğal bir sonucudur.
Şu durumda mahkemece yapılacak iş, yukarda açıklandığı şekilde taraf teşkilinin sağlanması, bu konuda davacı vekiline süre ve imkan tanınması, 102 ada 36 no.lu parselin bütün maliklerinin aynı ada 30 no.lu parselden iptal edilip davacı parseliyle birleştirilecek kısım bakımından payları oranında hak sahibi olduğu düşünülerek yalnızca Niyazi Civelek adına kayıtlı bulunan 3/5 pay oranı esas alınarak ve bu paya isabet edecek miktar gözetilerek iddia ve savunma doğrultusunda toplanacak deliller çerçevesinde 102 ada 30 no.lu parselin iptal ve tesciline karar verilmesi, sair paydaşların herhangi bir iptal ve tescil isteği bulunmadığı düşünülerek bu paylar yönünden iptal ve tescilin söz konusu olamayacağının düşünülmesi, Niyazi Civelek'e ilişkin 3/5 pay oranı gözetilerek iptal edilecek kısmın 3194 s. İmar Yasası ve Yönetmeliği hükümleri uyarınca ifrazının mümkün bulunmaması halinde 36 s. parselde bulunan Niyazi Civelek'e ilişkin 3/5 paya ilavesi suretiyle hüküm kurulmasının gözetilmesi ve gerekirse bu konuda teknik bilirkişiden rapor alınması gerekirken aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle yerel mahkeme hükmünün açıklanan sebeplerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 13,10 YTL peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 06.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy