(1086 S. K. m. 288, 290)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı vekili, 2255 ada 397 parsel sayılı taşınmazda müvekkili Meliha'nın paydaş, diğer davacının taşınmazı kiralamaya yetkili vekil olduğunu, davacı Lütfü'nün taşınmazı dava dışı Sevilay'a kiraladığını, ancak 2006 yılının Eylül ayında taşınmazın kiracı tarafından davalıya devredildiğini öğrendiklerini ve Sevilay aleyhine açılan tahliye davasının kabul ile sonuçlandığını, davalının fuzuli şagil olduğunu ileri sürerek, elatmanın önlenmesi, tahliye ve ecrimisil isteminde bulunmuşlardır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kira başlangıcından beri davaya konu yerde davalıya ait şirketin ticari faaliyette bulunduğunu ve bu durumda davacı tarafça bilindiği davacıların iyi niyetli olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi'nin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
KARAR
Dava bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, kiracılık ilişkisinin varlığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın kayden davacıya ait olduğu davalı Galip'in taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı, kiracılık savunmasında bulunmuş ve mahkemece bu olgunun varlığı kabul edilmek suretiyle davanın reddi cihetine gidilmiştir.
Oysa, çekişme konusu taşınmazın 01.07.2004 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile davacı ile Lütfi tarafından dava dışı Sevilay'a kiralandığı ve sonradan Zeytinburnu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne açılan 2006/1088 E. 2006/1071 Karar sayılı tahliye davasının kabul ile sonuçlanarak kesinleştiği sabittir.
Öte yandan, davalı Galip'in 10.05.2002 tarihli kira sözleşmesine dayandığı görülmektedir.
Halbuki bu kira sözleşmesinin başlangıç tarihi ile dava dışı Sevilay'la sonradan yapılan kira akdinin başlangıç tarihi gözetildiğinde daha önceden Galip ile yapılan kira sözleşmesinin son bulduğu ve sonradan Sevilay'la kira aktinin düzenlendiği bunun ise açılan tahliye davası ile sona erdiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davalı Galip, davacı vekili Lütfi ile sözlü olarak kira sözleşmesi yaptıklarını bildirmişse de buna karşı çıkılmış ve Galip'in tevdi mahalli tayin ederek kira bedeli adı altında bir takım ödemelerde bulunduğu ancak tevdi mahalli tayini kararma davacı tarafından davalının kiracı olmadığından bahisle itiraz edildiği ve itiraz üzerine anılan kararın da kaldırılmış olduğu, keza dosya kapsamı ile tartışmasızdır.
Bütün bu oluşum ve işleyiş tarzı gözetildiğinde davalı Galip'in kiracı olduğunun kabulüne olanak yoktur. Kaldı ki, kiracılık bir hukuki fiil olmayıp hukuki bir işlemdir.
O halde, HUMK'un 288 ve 290. maddesi uyarınca yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. Ne var ki, bu iddiada kanıtlanmış değildir. Kaldı ki, savunulan kiracılık bakımından da bir icazet verme durumu da yoktur. Buna göre, davalının taşınmazdaki hukuki durumunun fuzuli şagil olduğu kabul edilmelidir.
Sonuç: Hal böyle olunca, haksız işgalcinin taşınmaz malikine ödemekle yükümlü olduğu haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisilin mahkemece belirlenmek suretiyle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harem temyiz edene geri verilmesine, 14.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy