(743 S. K. m. 153)
Dava: Davacı M. H. Ş. vekili, Marmaris ilçesi İçmeler Köyündeki 2325, 2338 ve Ula ilçesi Gökova Köyündeki 1050 parsellerle bankada bulunan 2.783.000 YTL karşılığı Hazine Bonosu nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunmuştur.
Davalı A. Ş. vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, mal ayrılığı döneminde edinilen mallara davacı kadının katkısının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Taraflar, 4.9.1970 tarihinde evlenmişler, 30.04.2004'de açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 23.10.2007 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Başka mal rejimi seçilmediğinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Dava konusu 1050 parsel mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 1990 yılında, 2325 ve 2338 parseller 1997 yılında, Hazine bonosu ise davalı kocanın ayrı yaşamak üzere Türkiye'ye geldiği dönemde edinilmiştir.
Tarafların müşterek çocukları olan davacı tanıklarının ve davalı tanığının anlatımlarına, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ve Türkçe tercümesi yapılan İsviçre Eğitim Makamlarına ait belgelere göre, davacının evlenmeden önce İsviçre'de öğretmen olarak çalıştığı, ancak evlendikten kısa süre sonra 1971-1972 yıllarında öğretmenliği bıraktığı, düzenli gelirinin olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının, geçici olarak ve kısa dönemlerle davalının ve müşterek çocuklarının işyerlerinde çalışması düzenli gelirinin olduğu anlamına gelmez.
743 sayılı TMK.nun yürürlükte olduğu 01.01.2002 tarihinden önce, eşler arasında yasal mal ayrılığının geçerli olduğu dönemde, kadın veya kocanın diğerinden katkı payı karşılığı bir tazminat isteyebilmesi için mutlaka, parasal veya parayla ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle bir katkısının olması gerekir. Aynı kanunun 153'ncü maddesi gereğince, eve kadın bakar. Başka bir anlatımla, kadının eve bakması ve ev işlerini yapması yasal ödevidir. Şayet, eşlerden birinin edindiği mala, diğer eşin doğrudan maddi bir katkısı yoksa, bu talep kabul edilemez. Bu nedenle kadının, ev işlerini yapması ve çocuklara bakmış olması, diğer eşin edindiği mala katkı sayılamaz.
Somut olayda davacı kadının açıklandığı şekilde taşınmazın edinilmesine parasal katkısı bulunmadığından 1050 parsele ilişkin davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca, dosya içeriğine göre taraflar 1993 yılından itibaren ayrı yaşamaktadırlar ve dava konusu 2325 ve 2338 parsellerle hazine bonosu tarafların fiilen ayrı yaşadıkları dönemde edinildiğinden davacı kadının bu taşınmazlarla hazine bonosunun edinilmesine katkısı bulunmadığının kabulü gerekir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olmadığından reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 625 TL Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalı A. Ş.'e verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 14,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuyla kalan 1,60 TL'nın temyiz edenden alınmasına 23.06.2009 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy