(4721 S. K. m. 501, 713)
Dava: A. Ç. ile Hazine ve kayyım İ. Ö. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Eskişehir 3. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 25.12.2008 gün ve 290/456 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine ve kayyım vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 78 nolu parselin kayıt maliki O. D.'in öldüğünü, taşınmazı haricen satın alan vekil edeninin 1966 yılından bu yana malik sıfatı ile zilyet olduğunu açıklayarak TMK.nun 713/2 maddesi uyarınca dava konusu 78 nolu parsele ait tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili,10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın varsa mirasçılara yöneltilmesini, mirasçısı yoksa Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 78 nolu parselin R
oğlu O
D
adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili ile kayıt malikinin mirasçılarının kayyımı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK.nun 713/2 maddesinde yazılı ölüm sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Bu tür uyuşmazlıklarda davanın kayıt malikinin mirasçılarına, hiç mirasçı bırakmama ihtimali ve tapu sicilinin tutulmasından sorumlu olması göz önünde tutularak Hazineye yöneltilmesi doğrudur. Dosya arasında bulunan mirasçılık belgesinde kayıt malikinin mirasçısı olarak R
ve F
'den olma 1896 Silistre doğumlu kardeşi K
görünmektedir. Mahkemece K
'ye ait nüfus kayıtları getirtilmiş, eşi 1879 doğumlu O
ile birlikte halen kayıtta sağ olarak göründüğü ancak yerleşim yerlerinin, adreslerinin belirlenememesi ve doğum tarihi itibariyle gerek K
'nin gerekse eşi O
'ın yaşama ihtimallerinin bulunmadığı gerekçesiyle bu kişilere kayyım tayin edilmiş, kayyım aracılığı ile davaya devam edilmiş, TMK.nun 713.maddesi gereğince gazete ile ilan yapılmış ve kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. TMK.nun 713/2 maddesine dayalı olarak açılan davalarda kayyımın yeri bulunmadığı gibi, TMK.nun 713.maddesine göre ilan yapılmasına da gerek yoktur. Olayda halen kayden sağ görünen ancak doğum tarihi itibariyle dava tarihine göre 109 yaşında olması gereken kayıt maliki O
D
'in tek mirasçısı kardeşi K
'nin ölmüş olması kuvvetle muhtemel olup,
K
'nin ölmüş olması halinde O
D
'in terekesi Devlet'e kalacaktır. Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak K
'ye kayyım tayini suretiyle yargılamaya devam edilmiş olması doğru olmamıştır. Bu nedenle mahkemece, Hazine vekiline kayıt malikinin tek mirasçısı görünen K
'nin ölüm tarihi ve ölüm kaydını nüfusa işletebilmesi için süre ve imkan verilmesi, ölüm kaydı ve tarihi işletildikten sonra kayıt maliki O.. D
'in bu kayda göre ibraz edilecek mirasçılık belgesinde mirasçılarının kimler olduğunun belirlenmesi, varsa belirlenecek mirasçılara davanın yöneltilmesi, iddia ve savunma çerçevesinde delillerinin toplanması, hiç mirasçısının bulunmadığı belirlendiği takdirde TMK.nun 501.maddesi hükmü uyarınca terekenin Devlete kalacağının ve bu şekilde Devlete kalan bir yerin olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığının göz önünde bulundurularak bir hüküm kurulması gerekirken taraf teşkiline ilişkin bu husus gözardı edilerek K
'ye kayyım tayin edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasında isabet bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davalı Hazine vekili ile kayıt malikinin mirasçılarının kayyımı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün sair yönleri incelenmeksizin taraf teşkili yönünden HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy