(4721 S. K. m. 713, 714, 1023) (818 S. K. m. 133) (1086 S. K. m. 258)
Dava: M. K. ile A. Ç. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Şişli 4 Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 27.05.2008 gün ve 89/205 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.04.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat S. Ç. ve karşı taraftan davalı vekili Avukat B. K. geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı M. K. vekili, TMK.'nun 713/2. maddesindeki ölüm ve aynı kanunun 1023. maddesindeki iyi niyet kuralının gerçekleşmemesi n edeni ne dayanarak dava konusu 10102 ada 2 parselin tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı A. Ç. vekili, taşınmazı tapu siciline güvenerek satın aldığını, imar uygulamasının zilyetliği kestiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya satan kişinin malik sıfatının bulunmadığı, 7 yıl önce geçen imar uygulamasının zilyetliği kestiği gerekçelerine dayanılarak davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Öncesi 1658 ada 9 parsel olan dava konusu taşınmaz 3416 m² yüz ölçümle, 27.10.1960 tarihinde hükmen 1/3'er oranda F. N. T., Y. T. ve M. T. adlarına tescil edilmiş , 14.12.2000 tarihli imar uygulamasıyla bir çok ada ve parseller oluşmuş, dava konusu bölüm 61.28 m² yüz ölçümle 10102 ada 2 parsel numarasını alarak aynı kişiler adına tescil edilmiş, 13.9.2006 tarihinde tapunun tamamı mirasçı A. T.'na intikal etmiş, bu kişi de aynı tarihte davalı A. Ç.'e satmıştır. Dosya arasında bulunan mirasçılık belgelerine göre tapu maliklerinden F. 24.7.1973, M. 25.8.1962 ve Y. de 20.4.1980 tarihlerinde ölmüşlerdir. Ölüm ve tapu intikal tarihlerine göre TMK.'nun 713/2. maddesindeki diğer kazanma koşullarının tamamlanması durumunda mülkiyetin kazanılması mümkün olabilir.
Mahkemece, 3.7.2007 tarihli ara kararında davacı vekiline tanık listesini sunması için kesin süre verilmiş, 10 günlük kesin süre kaçırıldıktan sonra ancak 23.10.2007 tarihli ilk oturumda tanık listesi sunulmuştur. Mahkemece, kesin sürenin kaçırılmış olması gerekçesiyle davacı yanın tanıkları dinlenmemiştir. Usul hükümlerine göre, mahkeme hakimi tarafından taraflara kesin süre verilmesinin amacı yargılamanın en az giderle en kısa zamanda sonuçlandırılmasını sağlamaktır. Somut olayda, davacı vekili tarafından yargılamanın gecikmesine neden olunmadan ilk oturumda tanık listesi sunulduğuna göre tanıklarının dinlenilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle dinlenilmemesi kanunun amacına uygun düşmemiştir. Diğer yandan, TMK.'nun 714 maddesi yollaması ile uygulanacak olan BK'nun 133. maddesinde sayılan zamanaşımını kesen nedenler arasında imar uygulamasının belirtilmemiş olması ve gecekondu satın almanın malik sıfatıyla zilyetliğe engel olmaması hususları da göz önünde bulundurulmalıdır. Bu açıklamalar ışığında, tanık deliline dayanan davalıya da tanık listesini sunması için süre ve imkan verilmesi, sunması durumunda HUMK.'nun 258. maddesi hükmü uyarınca taraf tanıklarının keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmaları, aynı Kanunun 259. maddesi hükmü uyarınca taşınmaz başında yapılacak keşif yerinde dinlenilerek, taşınmazın öncesinin ne ve kime ait olduğunun, kimler tarafından ne şekilde kullanıldığının, uyuşmazlık konusu olan bu yerin halen kimler tarafından zilyet ve tasarruf edildiğinin, üstün kullanma hakkının kimde bulunduğunun, davalının iyi niyetli olup olmadığının kendilerinden sorulup belirlenmesine çalışılması, beyanları arasında aykırılık çıktığı takdirde aynı Kanunun 265. maddesi hükmü göz önünde tutularak çelişkinin giderilmesine çalışılması, tapunun beyanlar hanesinde bina Muharrem Kurşun'a aittir açıklamasının bulunması da dikkate alınarak iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekir. Mahkemece, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 625 TL. avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine ve 14.00 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy