(4721 S. K. m. 202, 219, 225, 229, 230, 231, 235, 236) (743 S. K. m. 170)
Dava: Davacı P. U. vekili, evlilik birliği içinde edinilen İzmir Gaziemir Atıfbey mahallesindeki 1820 ada 1 parselde bulunan 16 numaralı bağımsız bölüm ve 35 AK 6316 plakalı araç nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 34.500 YTL katılma payı alacağının yasal faiziyle birlikte davalı eşten alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı S. U. vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 33.950 YTL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Taraflar 19.9.1986 tarihinde evlenmiş 10.12.2004 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 06.12.2005 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Eşler arasında başka mal rejimi seçilmediğinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrığı (TKM.nin 170. m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar (TMK.nun 225/2. m) yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK.nun 202.m). Dava konusu taşınmaz ve otomobil edinilmiş mallara katılma rejminin geçerli olduğu dönemde satın alınarak davalı koca adına tescil edilmiştir.
Dava, katılma alacağı isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda eklenecek değerlerden (TMK.nun 229. m) ve denkleştirmeden (TMK.nun 230.m) elde edilen miktarlarda dahil olmak üzere davalının edinilmiş malların (TMK.nun 219.m) toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.nun 231.m) yarısı üzerinden (TMK.nun 236/1.m) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak hüküm kurulur.
Somut olayda; dava konusu mal varlıklarının davalının kişisel malı olduğu kanıtlanamadığı gibi kişisel mallarından katkıda bulunduğu da kanıtlanamamıştır. Her ne kadar; davalı vekili tarafından vekil edenine miras kalan paranın ve önceden sahibi olduğu taşınmazların satışından elde edilen gelirin kullanıldığı ileri sürülmüşse de, bu yöne ilişkin delil sunulmadığı gibi tanık olarak dinlenen davalının kardeşi M. U.'nun görgüye dayanmayan ifadesine değer verilmeksizin mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer yandan, sonradan değerinde azalma olan otomobilin önceki değerinin esas alınması TMK.nun 231/2 nci maddesine, üçüncü kişiye satılan taşınmazın da devredildiği tarihteki değerinin hükme esas alınması aynı kanunun 235/2 nci maddesine uygun bulunmuştur.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmediğinden reddiyle usul ve kanuna uygun olan mahkeme hükmünün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 625 TL. Avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 458,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuyla kalan 1376,65 TL'nın temyiz edenden alınmasına 07.07.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy