(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713)
Dava: A. Ü. ile Hazine ve Gemerek Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Gemerek Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 30.12.2008 gün ve 139/402 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, miras yoluyla intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki sebebiyle mera olarak sınırlandırılan 280 ada 174 ve 306 ada 37 parseller içinde kalan taşınmazlara ait mera sınırlandırmalarının kısmen iptaliyle vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Gemerek Belediye Başkanlığı, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüyle teknik bilirkişiler S. Ü. ve F. Ö. tarafından düzenlenen 10.11.2008 tarihli rapor ve krokide; 280 ada 174 parsel içinde kalan B harfiyle gösterilen 4651, 72 m² ve C harfiyle gösterilen 10076, 17 m² kısımlar ile 306 ada 37 parsel içinde kalan, A harfiyle gösterilen 26385, 46 m² yüzölçümündeki kısımlara ait tapu kayıtlarının iptaliyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazlar, 24.11.1994 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, kadim mera olduklarının muhtar ve bilirkişi beyanlarından anlaşıldığı gerekçesiyle senetsizden, mera niteliğiyle sınırlandırılmışlardır. Dava konusu taşınmazların, mera niteliğinde olmaması ve kadastro tespit tarihine kadar kazanmayı sağlayacak 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmesi halinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve TMK'nun 713/1 maddeleri hükümlerine göre kazanılması mümkündür.
Bir arazinin niteliğinin ve kullanım süresinin ne olduğunu en iyi belirlenme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının kadastro tespit tarihinden önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için kadastro tespit tarihi olan 24.11.1994 tarihine göre 20 - 25 yıl öncesine ait (1969 - 1974 yılları arası) 1/20000 veya 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerekir. Ayrıca, iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelenirse arazinin üç boyutlu görüleceği, taşınmazın sınırlarının bellenebileceği ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabileceği bilinmelidir (Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinin yayınlarından, Doç. Dr. Mahmut Yüksel'in, Toprak Etüd ve Haritalama kitabının 1995 yılı baskısı sh. 53.). Mahkemece uyuşmazlığın net bir biçimde çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli bulunan hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; öğretim üyesi seviyesinde Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü'nden bir ziraat mühendisi, bir harita veya kadastro mühendisi ile bir jeodezi uzmanından oluşacak üç kişilik bilirkişi kurulu marifetiyle kadastro tespit tarihine göre 20 - 25 yıl öncesine ait ve iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının getirtilip stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak taşınmazın niteliğinin mera olup olmadığının ve kullanım süresinin ne zaman başlandığının belirlenmesine çalışılması gerekir. Şahit ve bilirkişi sözleri ilmi esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmazın öncesinde mera olup olmadığının ve tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlendikten sonra iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirilme yapılarak karar verilmelidir.
Ayrıca, miras bırakan M. ve davacı dahil tüm mirasçıları açısından 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince miktar araştırmasının yapılması, belgesizden taşınmaz edinip edinmediklerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden, tescile ilişkin dava açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve ekleriyle tapu kayıtları, zilyetliğe dayalı tescil davalarına ilişkin dosyalar bulundukları yerlerden getirtilerek miktar sınırlaması yönünden göz önünde tutulması, taşınmazların herhangi bir şekilde sulanan yerlerden olup olmadığı hususunu düzenleyen 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 3/J maddesi gözetilerek taşınmazların sulu veya susuz olup olmadıklarının belirlenmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle eksik incelemeye dayalı usul ve kanuna aykırı olan hükmün HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy