(4721 S. K. m. 683, 981) (1086 S. K. m. 8, 75, 179)
Dava ve Karar: Bekir ile Mustafa ve Ramazan aralarındaki el atmanın önlenmesi, yıkım ve tescil davasının yapılan yargılamasında mahkemenin görevsizliğine dair Antalya 5. Sulh Hukuk Hakimliği'nden verilen 16.02.2009 gün ve 578/296 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Mustafa vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, Antalya İli, K........ İlçesi, K...... Köyü dahilinde bulunan ve 1989 yılından beri vekil edeninin zilyetliği altında olan 5000 m2 yüzölçüme sahip bir parça taşınmaza davalıların ev yapmak ve duvar örmek suretiyle el attıklarını ileri sürerek TMK'nun 981 ve devamı maddeleri uyarınca vekil edeninin zilyetliğinin korunmasına, davalıların yukarıda açıklandığı üzere var olan haksız el atmalarının önlenilmesine, ev ve duvarın kaldırılmasına ve dava konusu taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; dava dilekçesinde her ne kadar zilyetliğin korunmasından bahsedilmiş ise de davanın zilyetliğe dayalı mülkiyet iddiasına ve buna göre tescil ile davalıların iddia edilen müdahalelerinin men'i ve taşkın ev ile yapılan duvarın kal'ine ilişkin olduğu bu nedenle görevli mahkemenin genel hükümlere göre tespitinin gerektiği, iddia edilen hakkın HUMK'nun 8/1-3 maddesinde bahsi geçen salt zilyetliğin korunmasına yönelik bir hak olmayıp mülkiyet ve tescil hakkına yönelik bir dava olduğu, .... ve dava edilen yerin köy içinde bulunması nedeniyle muhtemel değerinin (şifahi belirlemelere göre en az 1000 m2'si 4000.-TL) ve yukarıda belirtildiği gibi kal'i istenen ev niteliğindeki yapı ve duvarın değeri de dikkate alındığında mahkememizin görev sınırının çok üzerinde olduğu, bu hususta keşif yapılmasına bile gerek görülmediği....) gerekçesiyle; dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan Mustafa vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinin neleri içereceği HUMK'nun 179. maddesinde gösterilmiştir. Bu madde hükmüne göre davadaki istek veya isteklerin ne olduğunun dava dilekçesinde açıkça gösterilmiş olması gerekmektedir. Oysa somut olayda; dava dilekçesindeki açıklamalara göre birbirinden farklı talepler bulunmakta olup, talep sonucu açık değildir. Böyle durumlarda hakim isteğin ne olduğunu kesinlikle saptayabilmek için HUMK'nun 75/11. madde hükmü uyarınca açıklama isteyebilir. Bu sadece hakime tanınan bir yetki olmayıp aynı zamanda bir görevdir.
Mahkemece usulüne uygun şekilde tensip ve duruşma günü tayin edilmeden dava dilekçesindeki zilyetliğin korunması, tescil, meni müdahale ve kal isteklerinden gerçekte hangisinin istendiği davacı tarafa açıklatılmadan gerçek iddia ve savunma belirlenmeden ve buna göre bir araştırma ve inceleme yapılmadan taraflar arasındaki uyuşmazlığın mülkiyet hakkından kaynaklandığı görüşünden hareketle uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Davalılardan Mustafa vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 15,60.-TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 17.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy