(4787 S. K. m. 4) (1086 S. K. m. 428)
Dava: A. B. Ö. ile S. Ö. (G.) aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Ankara 10. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 24.02.2009 gün ve 278/62 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı S. Ö. (G.) vekili, duruşmasız olarak incelenmesi ise davacı A. B. Ö. vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03.11.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat Y. Ö. Ş. ve karşı taraftan davacı A. B. Ö. bizzat ve vekili Avukat E. E. geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı A. B. Ö. vekili, Ankara Çankaya 26070 ada 1 parseldeki 60 numaralı dairenin evlilik birliği içinde satın alınarak ½’şer oranda eşler adına tescil edildiğini, satış bedelinin tamamının vekil edeni tarafından ödendiğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı ½ paya katkı nedeniyle 33.600 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini istemiştir.
Davalı S. Ö. ,vekili, dairenin tarafların ortak gelirleri ile satın alınarak paylı mülkiyet şeklinde ½ oranında taraflar adına tescil edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 32.837,05 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, her iki taraf vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Taraflar, 29.03.1991 tarihinde evlenmiş, 02.01.2001 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 4.10.2002 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer. Somut olayda, mal rejimi 743 sayılı MK’nun yürürlükte olduğu dönemde sona erdiğinden uyuşmazlığın BK’nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekir. Başka anlatımla, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesinde belirtilen 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından kaynaklanan uyuşmazlık söz konusu değildir. Bu nedenle, davaya Asliye Hukuk Mahkemesinin bakmasında usul hükümlerine aykırılık bulunmamaktadır.
İşin esasına gelince; davacı vekili dairenin tamamının vekil edeni tarafından satın alındığını ancak duygusal nedenlerle yarısını davalı eşinin adına tescil ettirdiğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı pay nedeniyle alacak davası açmıştır. Davalı kadın Hematoloji uzmanı doktor olup düzenli geliri olan kişidir. Dosya içeriğine göre, taşınmazın tamamının davacı koca tarafından satın alındığı sabit olmamıştır. Kaldı ki, davacının iddiasının doğru olduğu kabul edilse bile, serbest iradesi ile evin ½ payının davalı kadın adına tescilini sağlamakla söz konusu payın davalıya bağışlandığının kabulü gerekir. Bağıştan dönmenin koşulu gerçekleşmediği gibi davacı tarafça ileri de sürülmemiştir. Davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın katkı payı alacağı olarak değerlendirilip davalı kadın adına kayıtlı ½ payda davacı kocanın katkısının bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen gerekçeler nedeniyle usul, kanun ve dosya içeriğine uygun düşmeyen yerel mahkeme hükmünün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 625 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, istekleri halinde 443,30 TL peşin harcın temyiz eden davalıya ve yine 15,60 TL peşin harcın da temyiz eden davacıya iadelerine 03.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)