(4721 S. K. m. 713)
Dava ve Karar: A. K. ve müşterekleri ile M. Ö. K. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Osmaniye 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 22.07.2008 gün ve 80/287 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar sekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Dava TMK.nun 713/2. maddesi uyarınca ölüm sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, dava konusu 417 sayılı parselin tamamının önce babaları daha sonra mirasçı davacılar tarafından ev, ambar ve bahçe olarak dava tarihine kadar davasız, aralıksız 20 yılı aşkın süreyle malik sıfatı ile kullanıldığı, dava tarihinden 6 ay öncesine kadar kayıt malikinin mirasçılarının bir hak iddia etmedikleri veya niza çıkarmadıkları keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiğine, TMK.nun 713/5. maddesine göre kazanma koşullarının oluşması ile mülkiyet hakkı doğduğuna ve bu yolda doğan bir mülkiyet hakkının her zaman kullanılması mümkün olduğuna, kayıt maliki M. Ş. oğlu Ö. K.'nun 17.6.1967 ölüm tarihinden, kayıt malikinin mirasçıları tarafından Osmaniye Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/1516 Esas 2007/1048 Karar sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi isteğini içeren davanın açıldığı 22.12.2006 tarihine kadar TMK.nun 713/2. maddesinde yazılı kazanma süresi ve koşulları geçtiğine, anılan ortaklığın giderilmesi davası tapu kaydı hukuki değerini yitirdikten sonra açıldığına göre, mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığından davalılar vekilinin hükmün esasına yönelen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün esasının ONANMASINA,
Ancak; dava TMK.nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğundan TMK.nun 713/2. maddesindeki yollama nedeniyle bu tür davaların aynı maddenin diğer fıkralarında yazılı koşullara tabi olması gerektiği sonucuna ulaşılır. Aynı maddenin 3. fıkrasındaki tescil davası sözcüğünün 1. ve 2. fıkraya göre açılacak davaları kapsadığının kabulü gerekir. (M.R. Karahasan-İ.Özmen, Zilyetlik-Tescil-Tapu iptali Davaları, 1983-Sh:1451). Buna göre gerek yasal hasım durumunda bulunan Hazine ve diğer kamu tüzel kişileri ve gerekse iptal ve tescil isteği nedeniyle davada taraf durumunu almış bulunan kayıt malikinin mirasçıları davalılar harç, avukatlık ücreti ve diğer yargılama giderlerinden sorumlu tutulamazlar. Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak gerçek kişi davalılar aleyhine harç, yargılama gideri ve avukatlık ücreti yükletilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün harç, yargılama gideri ve avukatlık ücretine ilişkin bölümünün HUMK. nun 428 maddesi uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 71, 00 TL peşin harcın onama harana mahsubu ile kalan 307, 00 TL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına 27.04.2009 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, TMK. nun 713/2. maddesi fıkrası gereğince tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Davanın kabulüne ilişkin hükmün temyiz edilmesi üzerine Yüksek Daire çoğunluğunca harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmeyeceği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, TMK. nun 713/2.fıkrasındaki hukuki sebeplere dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında davanın kabulüne karar verilmesi halinde harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilip yükletilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
TMK. nun 713/2. fıkrasındaki hukuki nedenlere dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil davaları; kamusal yönü ağır basan, kamu düzenini yakından ilgilendiren, tapu sicilinin sağlıklı ve düzenli tutulması işlevini (amacını) öngören özel nitelikli davalar olduğundan duraksamamak gerekir. Açıklanan bu nitelikleriyle sözü edilen davalar kendiliğinden (re'sen) araştırma ve inceleme yöntemine tabi olup, dava koşulunun (taraf teşkilinin) yargılama sırasında da tamamlanması ve yerine getirilmesi mümkündür. Yani hakim bu tür davalarda tarafların iddia ve savunmasıyla bağlı değildir. Şu halde saptanan bu özellikleri ile anılan davalar HUMK. nun öngördüğü klasik tapu iptali ve tescil davalarından ayrılmaktadırlar. Esasen bu konuda bir uyuşmazlıkta yoktur.
İlke olarak tüm tapu iptali ve tescil davalarında, (TMK. nun 713/2. fıkrasında öngörülen davalarda dahil olmak üzere) husumet tapuda kayıt maliki görünen kişiye yöneltilir. Kayıt maliki ölmüş ise, mirasçılarına, malik mirasçı bırakmadan ölmüş ise TMK. nun 501. maddesi hükmü uyarıca son mirasçının Hazine olduğu düşünülerek Hazineye husumet yöneltilir. Bu yönüyle TMK. nun 713/1. fıkrası gereğince açılan tescil davalarından ayrılmaktadırlar. Gerçekten çoğunluğun da vurguladığı gibi TMK. nun 713/1. fıkrasında: aynı koşullar altında,
denilmek suretiyle TMK. nun 713/1. fıkrasına yollama yapılmıştır. Ancak bu tapu iptali ve tescil davası olarak açılan davalarda davanın kabulü halinde tüm yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılacağı ve davacı yararına vekalet ücretine hükmedilemeyeceği biçiminde yorumlanmamalıdır. Dava koşulunu, yargılama sırasında yerine getirme hususu ile, araştırma ve inceleme yöntemi klasik tapu iptali ve tescil davalarından farklı da olsa, sonuç itibariyle dava bir tapu iptali ve tescil davasıdır ve böyle olduğunun kabulü gerekir.
O halde, saptanan bu olgular karşısında HUMK. nun 417. maddesinde açıklanan genel kural uyarınca davayı kaybeden taraf sözü edilen tüm yargılama giderlerini ödemekle yükümlüdür.
Nitekim, zilyetliğe dayanılarak (kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak) Hazineye karşı açılan tapu iptali ve tescil davalarında, davayı kaybeden Hazine yargılama giderleriyle sorumlu tutulmaktadır. (HGK 20.11.1981 T., 8/483-753 E/K, HGK. 25.4.1979 T, 8/696-403 E/K, YKD. 1980/5, sh: 633-634, Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C:5, 2001 Baskı, sh: 5339). Daire uygulaması da halen bu yöndedir. Esasen Prof. Dr. Baki Kuru; TMK. nun 713/1 ve 2. fıkraları gereğince açılan davalarda, davayı kaybedenin her iki halde de yargılama giderlerinden sorumlu olduğunu vurgulamaktadır. (Kaynak aynı eser ve aynı sayfa). Saptanan bu hukuki ve somut olgular karşısında hükmü temyiz eden davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
Davalıların davayı kaybetmiş bulunmaları nedeniyle ve en geniş anlamıyla tüm yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekmektedir. Hazineye karşı açılan bu tür davalarda harç hariç Hazine de yargılama giderlerinden sorumlu bulunmaktadır.
TMK.nun 713/3. fıkrasında yer alan ... Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri... Yüksek Yargıtay uygulaması gereğince kanuni hasım olarak kabul edilmiş ancak gerçek şahıslara karşı açılan tapu iptali ve tescil davalarında gerçek şahıslarında Kanuni hasım biçiminde kabul edilmesi olanağı bulunmamaktadır. Böyle bir durum HUMK.nun 416 ve 417. maddelerine aykırılık oluşturur. Sayın çoğunluğun deyindiği görüşün yasal dayanağı da gösterilememiştir.
Şu halde yapılan bu açıklamalar karşısında yerel mahkemenin davayı kaybeden tarafı yargılama giderleriyle sorumlu tutması yerinde olup harç ve yargılama giderleri yönünden de hükmün onanması gerektiğinden sayın Daire çoğunluğunun bu yöne ilişkin bozma şeklinde gerçekleşen görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum. 27.04.2009 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy