(3194 S. K. m. 18) (1086 S. K. m. 92) (3402 S. K. m. 15) (4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: B. S. ve müşterekleri ile İ. A. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Üsküdar 1. Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 12.06.2008 gün ve 155/158 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar B. S. ve arkadaşları vekili, tapu dışı satış nedenine dayanarak dava konusu 906 ada 1 parseldeki davalı adına kayıtlı 1933/54000 payın iptaliyle 52S/54000lerpayların davacılardan E. U. ve B. S., 783/54000 payın ise davacı A. E. adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı İ. A. vekili, davayı kabul ettiklerini açıklamıştır.
Mahkemece, taşınmaz üzerindeki binanın kaçak ve ruhsatsız olduğu, imar planı uygulamasına geçilmediği, 3194 sayılı Kanunun 18/son maddesi uyarınca taşınmazların hisselendirmek suretiyle satışlarının geçerli olmadığı bunun da kamu düzeni ile ilgili olduğu gerekçelerine dayanarak davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parsel, tapuda 1833/54000 payı davalı adına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olup, dava tapu dışı sözlü satışa dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapuda kayıtlı taşınmazın tapu dışı satışı Türk Medeni Kanunu'nun 706, Borçlar Kanunu'nun 213 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddesi hükümleri karşısında geçersiz ise de davalı yanın davayı kabulü bu düzenlemenin önüne geçer. Vekaletnamesinde kabul yetkisi bulunan davalı vekili 31.7.2008 tarihli dilekçede ve 9.10.2007 tarihli yargılama oturumunda açıkça davayı kabul ettiğini bildirmiştir. HUMK.'nun 92 ve devamı maddelerinde düzenlenen davayı kabul, iki taraftan birinin, diğerinin talep sonucuna muvafakat etmesidir. Tarafların dava konusu üzerinde tasarruf yetkileri bulunduğundan, Medeni Usul Hukuku'nda taraflarca tasarruf ilkesi uygulanacağından, davanın açılmasından sonra hüküm kesinleşinceye kadar davanın kabulü mümkündür. Yine belirtmek gerekir ki kabul karşı tarafın rızasına bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur.
Diğer yandan, çarpık yapılaşmanın önüne geçmek amacıyla 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18/son maddesi uyarınca, imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz. Bu düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu açıktır. Ne var ki; temyize konu davada, zemindeki bir kısım yerin ana parselden ayrılarak tescili istenmeyip, tapu sicilinde davalı adına olan bir kısım payın iptaliyle tescili istenmektedir. 3194 sayılı İmar Kanunu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15/2. maddesine göre hisse paylaşımına engel değildir. Kaldı ki, uyuşmazlık konusu taşınmaz 1/1000 ölçekli imar planı kapsamındadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, davalı vekilinin kabulü doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken değişik düşünce ve gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme hükmünün HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 14, 00 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 28.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy