(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713) (1086 S. K. m. 366)
Dava ve Karar: A. U. ile Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Fethiye 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 27.02.2009 gün ve 588/91 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Hazine vekili ve Orman Genel Müdürlüğü vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 107 ada 51 parselin Hazine adına olan tapu kaydının iptaline ve taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ise; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm; davalı Hazine vekili ve Orman idaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 107 ada 51 parsel sayılı taşınmaz, kadastro çalışmaları sırasında vergi kaydı ve zilyetlik hukuki sebebine dayanılarak davacı adına tespit görmüş; ancak, Fethiye İlçesi Müze Müdürlüğünün talebi üzerine kadastro komisyonunun; dava konusu taşınmazın sit alanı içerisinde kaldığından bahisle Hazine adına tespitine karar vermesi ve bu kararın kesinleşmesi üzerine Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma sonrasında yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda; dava konusu taşınmazın 3. derece arkeolojik ve 3. derece doğal sit alanı içinde kaldığı ve taşınmaz üzerinde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlığı bulunmadığı belirlendiğine göre; uyuşmazlık konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve TMK'nın 713. maddesinin aradığı şartlar oluştuğu takdirde zilyetlikle edinilmesine engel bir durum bulunmamaktadır. Ne var ki hükmüne uyulan Dairemizin 12.07.2007 gün 2006/4873 esas ve 2007/4410 karar sayılı bozma ilamı kapsamında ve HUMK.366 maddesi hükmü uyarınca; 03.11.2008 günlü keşif yerinde fotoğrafçı bilirkişi M. B. tarafından çekilerek, dosyasına ibraz edilen dava konusu taşınmazı ve çevresini gösterir fotoğraflardan anlaşılacağı üzere; taşınmaz ve etrafının tarımsal faaliyet yapılmaya uygun bulunmayan, insan elinin yeterince değmediği, çok yoğun bir biçimde ağaç ve ot dokusuna sahip, yer yer taşlık ve hatta kayalık bir yapı gösterdiği anlaşılmaktadır. Zirai bilirkişi T. G. tarafından düzenlenen 15.05.2000 günlü raporda; dava konusu taşınmazda var olan, % 10-20 doğal meyilin teraslama yolu ile etkisiz hale getirildiği, işlenme derinliği 35-40 cm olan bu yerde hububat ekimi yapıldığı ve evveliyatı 30 yıl öncesine dayanan 3. sınıf tarım arazisi gurubunda olduğu şeklinde bir tespitte bulunulmuş ise de; bu değerlendirme, mevcut fotoğraflarla açıkça çelişmektedir. Fiili duruma hiç uymayan, yeterli gerekçe içermeyen böyle bir rapora ve en az 50-60 yıldan beri tarım arazisi olarak davacı tarafından tasarruf edildiğine ilişkin denetimden uzak soyut yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilerek davanın kabulü yoluna gidilemez. Sonuç itibariyle tarım arazisi olma özelliği taşımadığı anlaşılan taşınmaza yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin ve davalı Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 15,60 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden Orman Genel Müdürlüğüne iadesine 12.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy