(4721 S. K. m. 202, 214, 219, 226, 228, 235)
“... Davacı B. vekili, tarafların 1999 yılında evlenip, 2006 yılında boşandıklarını, davalının 1.1.2002 tarihinden sonra edindiği maaş gelirlerinin, Sinop Limanına ... bağlama nosu ile kayıtlı teknenin ½ hissesinin, tarafların paylı mülkiyetinde olan bu teknenin davalı tarafından ticari olarak kullanılması nedeniyle elde ettiği gelirlerin, emekli ikramiyesi ve aylıklarının davalının edinilmiş malları olduğunu, vekil edeninin edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince bu değerler üzerinde hak sahibi bulunduğunu, bundan ayrı tarafların paylı mülkiyetinde olan yukarıda bağlama nosu yazılı teknenin vekil edeni tarafından davalıya kiralanmasına ve bu konuda kira sözleşmesi düzenlenmesine rağmen kira bedelinin de davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek vekil edeninin katılma alacağının tesbitini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL alacağın boşanma kararı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve ayrıca tarafların paylı mülkiyetinde olan teknedeki davalıya ait payın bedelinin ödenmesi karşılığında TMK.nun 226/2. maddesi hükümleri uyarınca iptal edilerek üstün hak sahibi olan vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istediklerini bildirmiş, daha sonra TMK.nun 226/2. maddesine dayalı isteklerinden feragat ettiklerini açıklamıştır.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 22.125,00 TL tasfiye alacağı ile 500,00 TL ödenmeyen kira bedelinden alacak olmak üzere ceman 22.625,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin tasfiye alacağı talebinin (katkı alacağı) ve feragat nedeniyle ortak teknedeki davalı payının TMK.nun 226/2. maddesi uyarınca davacıya özgülenmesi talebinin reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabul edilen tasfiye alacağına ilişkin bölümü davalı vekili tarafından, tasfiye alacağının redde yönelik hüküm bölümü ise, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 19.11.1999 tarihinde evlenmişler, 22.12.2005 tarihinde açılan İzmir 11. Aile Mahkemesinde görülen boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 18.12.2007 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, (743 sayılı TKM m. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK.nun 202) Davacı B., davalının 1.1.2002 tarihinden sonraki döneme ilişkin bulunan edinilmiş mallarına yönelik olarak katılma alacağı isteğinde bulunduğuna göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın edinilmiş mallara katılma rejimi ilkeleri gereğince çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Taraflar İzmir 11. Aile Mahkemesi hükmü ile boşandıklarına göre; TMK.nun 214. maddesi hükmü uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde yetkili ve görevli olan mahkemenin İzmir Aile Mahkemeleri olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. TMK.nun 222/son maddesi gereğince bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir ise de, aynı kanunun 223/1. maddesi hükümlerine göre; her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Bu düzenleme gereğince davacının 1.1.2002 tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar geçen dönemde davalının edindiği ve TMK.nun 219. maddesi gereğince edinilmiş mal olduğu konusunda tartışma bulunmayan maaş, çalışmaları karşılığında elde ettiği diğer edinimler ile emeklilik aylıklarına ilişkin olarak katılma alacağı isteğinde bulunabilmesi için davalının bu gelirlerle bir mal edinmiş olması veya tasarrufta bulunması gerekir. TMK.nun 235/1 maddesi uyarınca, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan mallar tasfiyeye katılır. Dosya içeriğine göre, davacı bu gelirlerle davalının edindiği bir mal varlığından söz etmediğine göre, maaş, emeklilik aylığı ve diğer çalışmaları karşılığında elde ettiği gelirler üzerinde katılma alacağı bulunduğunu ileri sürerek hak talebinde bulunamaz.
Davacının emeklilik ikramiyesine ilişkin isteğine gelince, TMK.nun 219. maddesindeki düzenlemeye göre; emeklilik ikramiyesi edinilmiş mal olup, aynı kanunun 228. maddesi hükümlerine göre yapılacak hesap sonunda davalının kişisel malı olarak belirlenen miktarın düşülmesiyle bulunan miktar üzerinde davacı hak sahibi olabilir ise de, davalı tarafından emeklilik ikramiyesinin, taraflar adına paylı mülkiyet hükümleri uyarınca kayıtlı bulunan teknenin vasıflarının iyileştirilmesinde kullanıldığı anlaşılmış bulunduğuna ve dolayısı ile bu iyileştirmenin davacının teknede bulunan payının değerinin artmasını sağladığına göre; davacının emeklilik ikramiyesi üzerinde de hak iddia etmesi mümkün bulunmamaktadır.
Sinop Limanı ... bağlama nosunda taraflar adına paylı mülkiyet hükümleri uyarınca kayıtlı bulunan teknenin davalı adına olan ½ hissesine yönelik katılma alacağı isteğine gelince, dava konusu bu tekne dosya arasında bulunan kayıt ve belgelerden de anlaşılacağı üzere, 1.1.2002 tarihinden sonra edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilerek taraflar adına eşit pay şeklinde kayıtlanmıştır. Davacı bu teknenin alımına kişisel malları ile katkı yaptığını ileri sürüp kanıtlayamadığına göre; tarafların edinilmiş malları ile alındığının kabulü gerekir. Taraflar, edinilmiş malları ile bu tekneyi birlikte aldıklarına ve birlikte eşit paylarla adlarına tescilini sağladıklarına göre; tekneye ilişkin mal rejimi tasfiyesi; anlaşmaya dayalı bir biçimde teknenin alındığı tarihte yapılmış bulunmaktadır. Diğer bir anlatımla tekne alındığı tarihte tarafların kişisel malları olarak hesaba katılmıştır. Davacı, davalıya ait kişisel mal niteliğinde bulunan ½ payın değerinin artmasını sağlayacak bir katkıda bulunduğunu yani davalıya ait bu payda değer artış payı alacağı (TMK.nun m.227) bulunduğunu ileri sürüp kanıtlayamadığına göre; davalı adına kayıtlı ½ payda katılma alacağı hakkının bulunduğu düşünülemez. Açıklanan bu olgular karşısında davalıya ait ½ paya yönelik olarak açılan katılma alacağına ilişkin isteğin tamamının reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı olduğu şekilde davacının, bu pay nedeniyle 22.125,00 TL tasfiye alacağı bulunduğu yolundaki değerlendirmesinde isabet bulunmamaktadır...” (¤¤)