(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713) (6100 S. K. m. 243, 244, 259, 261, 290, Geç. m. 3) (1086 S. K. m. 258) (2981 S. K. m. 10)
Dava: K. A. ile Ankara İl Özel İdare Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21.05.2010 gün ve 173/89 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Ankara İl Özel İdaresi vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kadastro sırasında hali arazi vasfı ile tespit harici bırakılmış taşınmazın kadastrodan sonra ayrı kısımlar halinde H. M. ve İ. A. tarafından bahçe haline getirilip 40 yıl bu şekilde kullanıldıktan sonra 1987 yılında davacıya satıldığını, davacının eklemeli zilyetliğinde iken taşınmazın Özel İdare Müdürlüğü adına 749 parsel olarak tapuya tescil edildiğini açıklayarak davalı idare adına olan tapunun iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Özel İdare Müdürlüğüne dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen cevap vermemiş ve oturumlara katılmamıştır.
Mahkemece, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının oluştuğundan davanın kabulüyle dava konusu 749 nolu parselin tapusunun iptaliyle ve davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Özel İdare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 1951 yılında yapılan tapulamada Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan tarıma elverişli olmayan yerlerden olduğu gerekçesi ile tespit harici bırakılmıştır. 2981 sayılı Yasaya göre 23.05.1995 tarihinde Ankara İl Özel İdaresi adına tapuya tescil edilmiştir. Mahkemece 24.06.2009 tarihinde yapılan keşif sırasında yerel bilirkişi beyanları ile yetinilerek karar verilmiştir. Davacı taraf, zilyetliğe dayanarak, tescil isteğinde bulunmuştur. Zilyetlik maddi olaylardan olup 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14/1. maddesi uyarınca tanık ve yerel bilirkişi dahil olmak üzere her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Davacı dava dilekçesinde tanık beyanı dahil her türlü delile dayandığına göre öncelikle davacıya delillerini ibraz etmesi için süre ve imkan verilmeli, yerel bilirkişi listesi temin edilmeli, yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve davacının bildireceği tanıkların 6100 sayılı HMK'nun 243 ve 244 (1086 sayılı HUMK. m 258) maddeleri uyarınca keşif mahalline davetiye ile çağrılmalı, uyuşmazlığın taşınmazın aynına ilişkin olması nedeniyle HMK'nun 259, 290/2. maddeleri gereğince yerel bilirkişi ve tanıkların mümkün olduğunca taşınmaz başında dinlenmesi, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde yüzleştirme yapılarak çelişki giderilmeye çalışılması (HMK'nun 261. maddesi), tanık ve mahalli bilirkişilerden davacının babasından satın aldığını iddia ettiği yer ile H. M.'ten satın aldığını iddia ettiği bölümleri ayrı ayrı göstermeleri istenmeli, taşınmazın kim tarafından ne şekilde ,hangi tarihte imar ihya edildiği, imar ihyanın hangi tarihte bittiğini açıklamaları istenmeli, imar-ihya ile kazanma şartlarının bulunup bulunmadığı gözönünde tutulmalıdır.
Öte yandan taşınmazın 2981 sayılı Yasaya göre davalı adına tescil edildiği bildirildiğine göre tescile esas işlemin 2981 sayılı Yasanın 10/ b maddesi, ya da 10/c maddesi hükümlerinden hangisi olduğunun belirlenmesi, 10/ b hükmünün kadastro işlemi 10/c hükmünün idari işlem olduğu nazara alınarak elde edilecek delillere göre bir karar vermek gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Davalı Özel İdare vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 29.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy