(4721 S. K. m. 202, 219, 228) (4722 S. K. m. 10) (743 S. K. m. 170)
Dava: Davacı S. vekili, 06 ZAE 20 plakalı araçla 7264 ada 14 parseldeki 6 nolu dairenin edinilmesinde davacının bilezikleri ve emekli ikramiyesiyle yarı oranda katkıda bulunduğunu, ayrıca davalının 15.09.2009 tarihinde emekli olmasıyla aldığı emekli ikramiyesi üzerinde davacının yasal hakkı olduğunu açıklayarak katkı payı ve katılma alacağı isteğinde bulunmuş, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000 TL'nin davalıdan faiziyle tahsilini istemiştir. Harcını da yatırdığı 01.06.2012 tarihli dilekçesiyle davacı vekili talebini 30.000 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı A., gerek araç, gerek evin alımında davacının bir katkısı olmadığını, tüm bedellerin kendisi tarafından ödendiğini, evin yarı hissesinin davacı adına olmasının ise insani nedenlerden kaynaklandığını, boşanma davasının da 28.09.2009'da açılması sebebiyle emekli ikramiyesi bakımından da talebin yerinde olmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının Çankaya İlçesi 7264 ada 14 parsel 6 nolu taşınmaza ilişkin talebiyle, davalının 17.09.2009 tarihinde aldığı emekli ikramiyesine ilişkin talebinin reddine, 06 ZAE 20 plakalı araçtan dolayı 3.200 TL'nin karar tarihi olan 06.06.2012 tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte davalı A. Z.den tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine hüküm taşınmaz ve emekli ikramiyesine yönelik olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Taraflar, 15.07.1978 tarihinde evlenmişler, 28.09.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün kesinleşmesiyle 11.01.2011 tarihinde boşanmışlardır. Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden evlenme tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TKM. m. 202, 4722 sayılı K.m.10) Taraflar arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2 nci fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.
Dava konusu Çankaya İlçesi 7264 ada 14 parselde 6 numaralı mesken 26.06.1997 tarihinde taraflar arasında mal ayrılığı rejimi geçerli iken davacıyla davalı adına 1/2 paylı olarak, 06 ZAE 20 plakalı araç ise 04.05.2004 tarihinde taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli iken davalı adına alınarak tapu ve trafikte tescil edilmişlerdir. Dosya arasında bulunan 02.06.2011 tarihli yazı cevabına göre davalı emekli olmuş ve kendisine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 17.09.2009 tarihinde 41.848,44 TL emekli ikramiyesi ödenmiştir. Edinme tarihleri ve iddiaya göre davacı tarafın isteği taşınmaz bakımından katkı payı, araç ve emekli ikramiyesi yönünden katılma alacağına yöneliktir.
Araçla ilgili kabul edilen kısım temyiz edilmemiştir. Taşınmazın ise edinme tarihinde yarı paylı olarak taraflar adına tapuda kayıtlı olduğu görülmektedir. Öncesinde taraflardan birinin alımda az veya çok katkısı bulunsa dahi tarafların serbest iradeleriyle yarı paylı olarak taşınmazı adlarına tescil ettirmiş olmaları halinde artık birbirlerinden önceki katkı iddiasıyla alacak isteme imkanları bulunmamaktadır. Paylı mülkiyet biçimde mal rejiminin tasfiyesine anlatıldığı biçimde sağladıklarının kabulü gerekir. Bu açıklamalar karşısında taşınmazla ilgili katkı payı iddiasıyla ilgili talep yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğrudur. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmediğinden reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün taşınmazla ilgili redde ilişkin bölümünün ONANMASINA,
Davacı tarafın emekli ikramiyesiyle ilgili temyiz itirazlarına gelince; boşanma dava tarihinden önce davalıya ödenmiş olan emekli ikramiyesinin TMK'nun 228 inci maddesi göz önünde bulundurularak kalan yaşam süresi bakımından PMF tablosu göz önünde bulundurularak davalının kalan yaşam süresine ilişkin ve hesaplanacak paranın kişisel mal olduğunun kabulüyle hesaplamada düşürülmesi gerekmektedir. Çünkü emekli ikramiyesinin TMK'nun 219/2 nci fıkrasının 2. bendi kapsamında yapılan toptan ödeme olduğu gözetilerek edinilmiş mal rejimi süresine denk gelen kısmı yani boşanma davasının açıldığı ve mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar olan bölümü edinilmiş mal, mal rejiminin sona erdiği tarihten itibaren hak sahibinin kalan yaşam süresini karşılayan miktarının ise kişisel mal sayılmakta ve bu son bölüm tasfiye dışı bırakılmaktadır (TMK.nun m. 219/2. fık. 2. bend, 228). Mahkemenin hükme esas aldığı 08.03.2012 tarihli hukukçu bilirkişi raporunda bu ilke ve TMK'nun 228/2 nci maddesine göre davacının katılma alacağı olmadığı sonucuna varılarak talep reddedilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda yasada yazılı hesaplama şekline kısmen uyulmuş ise de mal rejiminin sona erdiği tarih sonrasına isabet eden kısmın peşin sermayeye çevrilmiş değeri hesaplanmadan ikramiyenin tamamı kişisel mal olarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle mahkemece, emeklilik ikramiyesi üzerinde katılma alacağı hesabı bakımından seçilecek hukukçu bilirkişinin destekten yoksun kalma tazminatı ve PMF tablosuna göre hesaplama konusunda uzman olan bir kişi olmasına özen gösterilmesi, iradın peşin sermayeye çevrilmiş değerinin hesabı gerektiğinden uygulamada sapma göstermeksizin benimsenen yüzdelik iskonto oranının hesaplamada uygulanmasının zorunlu olduğunun, bu şekilde bulunacak iradın peşin sermaye değerinin kişisel mal olarak düşülerek kalan miktarın katılma alacağının tespitinde dikkate alınacak artık değer olacağının bilirkişiye hatırlatılması, tarafların ve Yargıtay'ın denetimine açık gerekçeli rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, mal rejimi sonrasına isabet eden iradın peşin sermaye değerini dikkate almayan bilirkişi raporuna değer verilerek eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün emekli ikramiyesine yönelik bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 191,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuyla kalan 166,70 TL'nin temyiz eden davacıya iadesine, 19.02.2013 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy