MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Sair itiraz nedenleri yerinde değilse de ;
Alacaklı, borçlular aleyhinde iş mahkemesinin tazminat ilamına dayalı olarak başlattığı takipte, ilamda 531,10 TL yargı gideri kalemi dışındaki alacakların, davalılardan alınarak davacıya verilmesine hükmedildiği halde, tüm alacak kalemlerini, her iki borçludan müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Borçlu asıl alacak kalemlerinin brüt, faiz istemini fahiş talep edildiğini ve yargı giderleri dışındaki alacakların ½ sinde sorumlu oldukları halde, tümünün kendilerinden talep edildiğinden bahisle, ilama aykırı düzenlenen icra emrinin iptalini istemiştir. Mahkemece, bilirkişi vasıtasıyla istenebilecek alacak kalemlerinin net miktarı ve işlemiş faizlerinin miktarları tesbit edilmiş, ancak müteselsil tahsil talebi konusunda, iki borçlu arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğundan, bu tazminat alacaklarında kanun gereği müteselsilen sorumlu olduklarından bu şikayetin reddine karar verilmiştir. Borçlu vekili kararı temyiz etmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E.,-1997/776 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere "ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla, hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. O nedenle sınırlı yetkili icra mahkemesince ilamın infaz edilecek kısmını yorum yoluyla belirleyemez."
Somut olayda, takip dayanağı ilamda yargı gideri dışındaki alacakların müteselsilen tahsil edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. İlamda iki davalı olduğu için herbiri bu alacak kalemlerinde ½ oranında sorumludurlar .
Bu durumda, mahkemece, ilam hükmünün aynen uygulanacağı, yorumlanamayacağı kuralı nazara alınarak, borçlunun müteselsilen tahsil istemine ilişkin şikayetin incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi yerine, yazılı gerekçeyle hüküm tesis edilmesi isabetsizdir.Borçlu vekilinin temyiz isteminin kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK. nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK. nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İ.İ.K. nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 06.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy