(193 S. K. m. 61, 94, 103, 104) (213 S. K. m. 8)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Alacaklı vekili vasıtasıyla borçlu aleyhinde, İzmir 7. İş Mahkemesinin 12.07.2012 tarih, 2011/328 Esas, 2012/583 Karar sayılı ilamıyla, brüt olarak hükmedilen kıdem tazminatı, fazla çalışma, izin ve genel tatil ücretleri alacağının tahsili amacıyla ilamlı takip başlatılmış, brüt miktarlar ve bu miktarlar üzerinde hesaplanan faizi talep edilmiştir. Borçlu vekili, kararda brüt olarak belirlenen alacakların net miktarları yerine brütünün, yine brüt miktarlar üzerinden faiz talep edildiğinden, fazla istenen asıl alacak ve faiz miktarların iptalini talep etmiştir. Mahkemece Gelir Vergisi Kanunu'na tabi stopajların, icra müdürlüğünce alacaklıya ödeme yapılırken kesilerek, ilgili vergi dairesine yatırılacağından, brüt miktarlar üzerinden icra takibi başlatılmasında bir usulsüzlük bulunmadığından, itirazın reddine karar verilmiş, karar borçlu vekilince, temyiz edilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. ve 94/1. maddesine göre; işveren, ödeyeceği miktar üzerinden 103 ve 104. maddeler hüküm gereğince ödemeleri nakden veya hesabı yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdur. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesine göre; borçlu-işveren vergi sorumlusu, alacaklı-işçi ise vergi mükellefidir. Borçlu-işveren, verginin ödenmesi bakımından Vergi Dairesine karşı sorumludur. Takip dayanağı ilamda alacak kalemlerine brüt olarak hükmedildiği anlaşılmaktadır. "Vergi Sorumlusu" sıfatı ile borçlu işverenin ilamda yazılı işçi alacağından Vergi Dairesine yatırmak zorunda olduğu yasal kesintileri (gelir vergisine) mahsup ederek, kalanını İcra Dairesine yatırmakla borcundan kurtulabileceği ve borçlu işverenin bu hususu isteyebileceği Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir (HGK., 27.6.1984 tarih, 12.280/752 sayılı kararı).
Bu durumda Mahkemece, bilirkişi vasıtasıyla anılan maddelerde belirtilen ve işverence, ücretten kesilerek Vergi Dairesine ödenmesinden sorumlu olduğu gelir vergisi ve diğer kesintilerin miktarı yöntemince saptanıp, bu kısımlar düşüldükten sonra tesbit edilecek net alacak miktarları ve bu miktarlar üzerinde ilama uygun olarak hesap edilecek faizleri nazara alınarak, icra emrinin düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde itirazın reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İ.İ.K.nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 20.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy