(4721 S. K. m. 202, 225, 236)
Dava ve Karar: Davacı M. E. vekili, davalının açtığı maddi ve manevi tazminat davasında karşı dava olarak, harcını da yatırarak, evlilik içinde alınan ve 2/3 payı davalı adına tescil edilen (diğer 1/3 pay müşterek çocukları adına) taşınmazın edinilmiş mal olduğunu açıklayarak davalının maliki olduğu payın yarısına ait tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesini istemiş, 05.06.2012 tarihli harcını da yatırdığı ıslah dilekçesiyle talebinin öncelikle iptal ve tescile, olmazsa davalıya ait paydan davacının hakkına düşecek hisse sebebiyle fazla hakları saklı kalmak üzere 60.000 TL'nin dava tarihinden geçerli yasal faiziyle davalıdan tahsiline ilişkin olduğunu açıklamıştır.
Davalı S., alınan taşınmazın kendisinin gerek çalışarak elde ettiği gelir, gerekse babası, annesi ve kardeşinin yardımlarından, ziynet eşyalarının satışından, çocuğunun katkısından gelen ve bankada biriktirdiği paralarla alındığını, esasen öncesinde erkeğin 1/2 payının olduğu Etimesgut'taki taşınmazda kendisinin katkısının olduğunu, bu katkıya karşılık davacının sadece emekli ikramiyesinden 20.000 TL katkı sağladığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının dava konusu taşınmazda, davalının hissesinin 1/2'sinin iptaliyle davacı adına tescil talebinin reddine, katılım payı alacağına ilişkin talebinin kabulüyle tarafların evlilik birliği içerisinde 02.10.2007 tarihinde edindikleri Ankara İli Etimesgut İlçesi Topçu Mah. 45687 ada 5 parsel 3.kat 11 nolu bağımsız bölümde davalının 2/3 hissesinde davacının katılım alacağına ilişkin olarak 60.000 TL'sının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davalı S. Y. tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 15.11.1984 tarihinde evlenmiş, 13.12.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 30.09.2010 tarihinde kesinleşmesiyle, mal rejimi sona ermiştir (TMK'nun 225/2.m). Başka mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, eşler arasında evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar 4721 sayılı TMK'nun 202 nci maddesi hükmü uyarınca yasal "edinilmiş mallara katılma" rejimi geçerlidir. Dava konusu Topçu Mahallesi 45687 ada 4 parseldeki 11 numaralı mesken taraflar arasında edinilmiş mallara katılma alacağı geçerli iken 02.10.2007 tarihinde satın alınarak 2/3 payı davalı S. Y., 1/3 payı ise dava dışı Tarık D. (müşterek çocuk) adına tapuya tescil edilmiştir. Davacının isteğinin katılma alacağı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece edinilmiş mallara katılma rejimi kuralları gereğince davacının maddi katkısının varlığını ispatlamak zorunda kalmadan davalıya ait mal varlığı değerinin ( TMK md.231 ) yarısı üzerinden ( TMK md.236 ) hak sahibi olacağı, davalının az gelire sahip olması veya az katkıda bulunmasının değerin yarısı üzerinden katılma alacağı hakkı bulunmasına engel oluşturmayacağı, bu bağlamda evlilik birliği içerisinde yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu, 02.10.2007 tarihinde edinilen ve 2/3 hissesi davalı adına kayıtlı olan, alınan bilirkişi raporunda keşif tarihinde değeri 180.000 TL olarak tespit edilen taşınmazda davacının 2/3 hissesine düşen 120.000 TL'sinin yarısı olan 60.000 TL'si katılım payı alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı açıklanarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Mahkemenin açıklamaları ve hesaplama usulü katılma alacağı talebi bakımından yerindedir.
Ancak, davacı vekili dava dilekçesinde talebini açıklarken diğer açıklamaları yanında "
müvekkilim bu taşınmazı alırken eşini ve müşterek çocuklarını onure etmek, aile ilişkilerini daha sıcak hale getirmek ve güven ortamı yaratabilmek için böyle bir işlemi gerçekleştirmiştir. Müvekkilimin yapmış olduğu iyi niyetli bu girişimini S.'nin akıl almaz tutum ve davranışıyla görmezden gelmesinin takdirini mahkemeye bırakıyoruz
" şeklinde açıklamada bulunmuştur. Yargıtay'ın ve Dairemizin devam eden uygulamaları ve dosya kapsamına göre, davacı yanın söz konusu açıklamaları bağış niteliğindedir. Bağış karşılıksız kazandırmadır. TMK'nun 220/2 nci maddesi hükmüne göre; karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen mal varlıkları ilgili eşin kişisel malıdır. Kişisel mal üzerinde de diğer eşin mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkı, eldeki davada katılma alacağı hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan bu gerekçeyle davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak yazılı gerekçeyle davanın katılma alacağı yönünden kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Davalı S. Yağız'ın temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 891,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 26.02.2013 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy