(2004 S. K. m. 16) (2577 S. K. m. 28)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/437 E., 2012/121 K., sayılı ilamında hüküm altına alınan alacağın tahsili amacıyla borçlu Sağlık Bakanlığı aleyhinde takip başlatıldığı, borçlunun 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü 28. maddesi gereğince alacaklının idareye ödeme için başvurmadan takip yapamayacağından bahisle takibin iptalini talep ettiği, Mahkemece anılan Yasa hükmüne göre ödeme için İdareye başvurulmadan takibe başlandığından istemin kabulü ile takibin iptaline karar verildiği görülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü 28. maddesi 1. bendinde; "Danıştay, Bölge idare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemeleri'nin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre İdare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın İdare'ye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında, bu kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir." 2. bendin de 02.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren değişik hükmünde ise; "Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı İdare'ye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur." düzenlemeleri mevcuttur.
Bu durumda Mahkemece takip konusu ilamın Adli Yargı Mahkemesi'ne ait olduğu ve idari Yargılama Usulü Kanunun bu ilamın icrasında uygulanamayacağı nazara alınarak şikayetin reddine karar verilmesi yerine yazılı gerekçeyle istemin kabulü ile takibin iptali yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nuıı 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy