(4721 S. K. m. 202, 225) (743 S. K. m. 170) (4722 S. K. m. 10) (6100 S. K. Geç. m. 3)
Dava ve Karar: R. A. ile Z. A. aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Gölbaşı/Ankara Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinden verilen 10.02.2011 gün ve 460/46 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı R. A. vekili dava dilekçesinde; evlilik birliği içinde davalı adına alınan 407 ada 7 parselde bulunan 1 nolu bağımsız bölüm nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak şartıyla 10.000 YTL'nin katkı tarihi olan gayrimenkulün alım tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 24.06.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarı 40.500,00 TL'ye çıkarılmıştır.
Davalı Z. A. vekili cevap dilekçesinde, taşınmazın edinilmesinde davacı tarafın hiçbir katkısı olmadığından davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu 407 ada 7 parsel 1 nolu bağımsız bölüm taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu tarihte davalı tarafından satış suretiyle edinildiğinden 20.250 TL katılma alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyizi edilmiştir.
Taraflar 18.03.1986 tarihinde evlenmiş, 17.06.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabul edilmesi üzerine; hükmün kesinleştiği 28.01.2009 tarihinde boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. (TMK.nun 225/2), Eşler, evlendikleri tarihten 4721 s., TMK.nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TMK.nun 170. m,), başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (4722 s. Kanun m. 10, TMK.nun 202.m.).
Dosyadaki belge ve bilgilerden dava konusu taşınmazın taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli bulunduğu 26.02.2003 tarihinde edinildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesi ve temyiz dilekçesinde, dava konusu meskenin davacının babasının verdiği para ile alındığını, davalının hiçbir gelirinin olmadığını, aile birliğinin bütünlüğünü sağlama ve devam ettirmek düşüncesi ile ve hiçbir art niyet taşımadan evin tapusunun davalı üzerine yapıldığını, başka bir ifade ile davalıya bağışlanan mal olduğunu ileri sürerek alacak talebinde bulunmuştur. Somut olgunun açıklanış biçimi ve dosyadaki tüm delillerden, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin gizli bağış olduğu anlaşılmaktadır. Yani dairenin davacı tarafından davalıya bağışlandığının kabulü gerekir. O halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle katılma alacağına hükmedilmesi doğru değildir. Bağıştan rücu (dönüş) davası Borçlar Kanununun genel hükümlerine tabi olup, ancak, genel mahkemelerde görülebilir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE, davalı vekilinin temyiz itirazlarının ise yerinde görüldüğünden kabulüyle yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.nun 428, maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 1:8,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya ve 301,00 TL peşin harcın da istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 13.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy