........
K A R A R
Yargılamanın iadesi talebinde bulunan davacı vekili, dilekçesinde; .........2008/1178 Esasına kayıtlı olan katkı payı ve mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava açtıklarını, davanın yerel mahkemenin 25.03.2010 tarihli ve 2010/223 Karar sayılı hükmü ile sonuçlandığını, süresi içerisinde hükmü temyiz ettiklerini, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 25.01.2011 tarih ve 2010/3044 Esas, 2011/349 sayılı ilamı ile bir yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu benimsenerek hükmün onandığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/8-375 Esas ve 2013/520 Karar sayılı ilamı ile zaman aşımı süresinin on yıl olarak kabul edildiğini, Dairenin 25.01.2011 tarih ve 3044/349 Esas ve Karar sayılı ilamı ile zaman aşımı süresinin bir yıl kabul edilerek yapılan onama kararının usul ve yasaya uygun bulunmadığının ortaya çıktığını, Daire ilamının daha sonra başka bir hükümle (HGK kararı) ortadan kalktığını açıklayarak yargılamanın iadesi talebinde bulunmuştur.
Talep, HMK’nun 274 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.
Davacı ... vekili, 11.11.2008 tarihli dava dilekçesi ile katılma ve katkı payı alacağının tahsili için dava açmış.........25.03.2010 gün ve 1178/323 Esas ve Karar sayılı hükmü ile 22.02.2010 tarihli dilekçenin C1 maddesinde belirtilen istek bakımından mahkemenin görevsizliğine, 22.02.2010 tarihli dilekçenin C5 ve C 11. maddesinde belirtilen istekler bakımından karar verilmesine yer olmadığına, 22.02.2010 tarihli dilekçenin C2, C6 ve C12 maddelerinde belirtilen isteklerin reddine, 22.02.010 tarihli dilekçenin C3 maddesinde belirtilen isteğin 20500 m2’lik kısmı ile C4, C7, C8, C9 ve C10 maddelerinde belirtilen isteklerin tamamı olan 45086 TL olarak hesap edilen davacının katılma alacağından 7500 TL’nin karar tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine; bakiye 37586,62 TL katılma alacağının zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hükmün kabule ilişkin bölümü dışında kalan tüm bölümleri davacı vekili, hükmün görevsizlik kararına konu bölümü ise davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairenin 25.01.2011 gün ve 3044/349 sayılı kararı ile “….davacı, dava dilekçesinde, harca esas değeri 7500 TL olarak göstererek alacağın bir bölümünü dava
..........
etmiş ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş ve daha sonra ıslahla alacak miktarını ...... ve 124.58........ karşılığı artırmıştır. Böyle bir durumda zaman aşımı; alacağın ancak dava dilekçesine konu edilen ve harçlandırılan 7500 TL’lik bölümü hakkında kesilmiş olur. Dava dilekçesinde belirtilen harca esas değer dışında kalan alacak miktarı bakımından, diğer bir ifadeyle dava dışı kalan alacak bölümü açısından yapılan ıslah tarihine kadar zaman aşımı işlemeye devam eder. Taraflar arasında görülen boşanma davasının kesinleştiği 16.06.2008 tarihinden ıslah tarihi olan 09.03.2010 tarihine kadar TMK’nun 178. maddesinde düzenlenen bir yıllık zaman aşımı süresi geçmiş bulunduğuna ve davalı taraf ıslah dilekçesi ile artırılan alacak miktarı bakımından süresi içinde zaman aşımı definde bulunduğuna göre, davacının dava konusu ettiği tüm mal varlığına ilişkin toplam alacak miktarı ne olursa olsun görülmekte olan dava nedeni ile sadece 7500 TL alabilecek olması karşısında ve 22.02.2010 tarihli dilekçenin C5 ve C11 bentlerinde yazılı isteklerle ilgili olarak dava dilekçesinde istek olmamasına rağmen 09.03.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile istekte bulunulduğuna ve gerekli başvurma harcı dahil diğer harçlarında yatırıldığı da anlaşıldığına göre, söz konusu istekle ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken “…karar verilmesine mahal olmadığına” hükmedilmesi doğru değilse de ıslahla dile getirilen bu istekler bakımından da TMK’nun 178. maddesinde düzenlenen bir yıllık zaman aşımı süresinin dolması karşısında ve verilen hükmün temyiz edenin sıfatı dikkate alındığında lehe bulunması karşısında; davacı vekilinin bu yönlere ilişen tüm temyiz itirazlarının reddi ile; hükmün 2. bendi dışında kalan tüm hüküm bölümlerinin onanmasına, mahkemece, 22.02.2010 tarihli dilekçenin C1 bendinde yazılı istekle ilgili olarak verdiği ve hükmün 2. bendine konu bulunan, görevsizlik kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile ortada usulüne uygun olarak açılmış bir davanın varlığından söz edilemeyeceğine göre, ortada bir dava olmadan verilen görevsizlik kararı isabetsiz olduğundan hükmün görevsizlik kararına konu bölümünün bozulmasına…..” denilmek sureti ile yerel mahkeme hükmünün kısmen onanmasına ve kısmen bozulmasına karar verilmiş, davacı vekilinin süresi içinde karar düzeltme isteminde bulunması üzerine Daire’nin 16.06.2011 tarih ve 2445/3474 sayılı kararı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiş, yerel mahkemenin 26.10.2011 tarihli ara kararı ile bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılmış, 22.02.2010 tarihli dilekçenin C1 maddesinde yazılı olan alacağı ilişkin usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, buna ilişkin hüküm ise 06.02.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekili, 03.10.2013 tarihli dilekçesi ile yargılamanın iadesi talebinde bulunmuştur.
Yargılamanın yenilenmesi talebi, kararı vermiş olan mahkemeye yapılır. (HMK 378/1) Burada karar veren mahkeme esas alınmıştır; bu sebeple örneğin, Yargıtay’ın onama ve bozma kararına karşı, o kararı veren Yargıtay Dairesine karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna başvuramaz. ...........
Yargılamanın iadesi, sadece (kesinleşmiş olan) esasa ilişkin nihai kararlara (hükümlere) karşı başvurulabilecek bir kanun yoludur. Bu nedenle, bir hüküm mahkemesi kararı Yargıtay’dan geçmek sureti ile kesinleşmiş olsa bile yargılamanın iadesi yolu ile hüküm mahkemesinin kararının değiştirilmesi istenir. Yoksa, Yargıtay’ın temyiz veya karar düzeltme talebi üzerine verdiği kararlara karşı yargılamanın iadesi yoluna başvurulamaz..........Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında ise Yargıtay’da incelenen hükümler hakkında eski hale getirme isteminde bulunulabilir veya
.........
Yargıtay Kararına dayanak oluşturan belgede yapılan sahtecilikten dolayı sanıklar hakkında ödence davacı açılabilir. Ancak, yargılamanın yenilenmesi istenemez denilmiştir. Görüldüğü gibi, öğreti de ve uygulamada Yargıtay’ın yerel mahkeme kararlarının temyiz incelemesi sonucunda vermiş olduğu onama ya da bozma kararlarına karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulamayacağı kabul edilmektedir.
Bu nedenle, davacı vekilinin yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkin dilekçesinin REDDİNE, dosyanın Mahalline İADESİNE, 27.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
........
Full & Egal Universal Law Academy