MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Zilyetliğe Yapılan Müdahalenin Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; dava konusu Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan 1623 ada 26 parselin 50 yılı aşkın süredir zilyetliğinde olduğunu, davalının 01.08.2013 tarihinde tel örgü çekmek suretiyle tecavüz ettiğini bu nedenle zilyetliğe yapılan müdahalenin önlenmesini ve tel örgülerin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili; davalının dava konusu parsel için 2007-2008 yılından beri ecrimisil ödediğini ve zilyet olduğunu, davacının davasının reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; dava konusu parselin davacının da davalının da kullandığı, dava konusu taşınmazın Hazine taşınmazı olduğu için 2010, 2011, 2012 yıllarında ecrimisil bedellerinin davalı tarafından ödendiği, dava konusu taşınmazı çok önceki yıllarda davacı da elinde bulundurmuşsa da üstün zilyetliğin davalıya ait olduğu, davalının hem zilyet hem de ecrimisil bedelleri ödediği, tel örgü çekme ve sürgülü kapı yapmakta haksız ve olağan dışı bir durum olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; zilyetliğe yapılan müdahalenin önlenmesi ve tel örgünün kaldırılması talebine ilişkindir.
Ecrimisil kötüniyetli zilyedin hak sahibi olmayan zilyede karşı ödediği haksız işgal tazminatıdır. Ecrimisil tarafların iradeleriyle kararlaştırılan kira sözleşmesi karşılığında ödenen kira bedeli değildir. Ecrimisil ödemek, üstün zilyetlik sahibine karşı öncelik tanımaz. Tüm bu açıklamalar nedeniyle yerel mahkemenin red gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, dinlenen her iki taraf tanıklarının beyanlarına göre mülkiyeti dava dışı ... kızı ... adına kayıtlı bulunan dava konusu 1623 ada 26 parselde işgal tarihine kadar davacının korunmaya değer ve üstünlük tanınması gereken öncelikli zilyetliğinin bulduğu sabittir. Buna göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 26.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy