(3402 S. K. m. 12, 19)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde belirtilen dava konusu taşınmazda bulunan fındık ağaçlarının vekil edeni tarafından dikildiğini belirterek, muhdesatın tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır.
Mahkemece, davanın kabulüyle, 1119 ada 14 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 05.08.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda A harfi ile gösterilen 816,71 m2 lik fındık bahçesi niteliğindeki muhdesatın davacıya ait olduğunun tespitine, tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiştir. Hüküm, bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. On yıllık süre kamu düzenine ilişkin olup, hak düşürücü niteliktedir ve olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin geçmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre tüm def’i ve itirazlardan önce göz önünde bulundurulur. Yargılama bitinceye kadar hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü hakim tarafından da kendiliğinden dikkate alınır.
Somut olayda dava konusu 119 ada 4 parsel sayılı taşınmazın, kadastro tespiti 08.12.1992 tarihinde yapılmış, kadastro tutanağı 03.08.1993 tarihinde kesinleşmiş, taşınmaz üzerindeki fındık bahçesinin ... oğlu ...'ya ait olduğu muhdesat bilgisi olarak belirtilerek fındık bahçesi vasfı ile tapuya tescil edilmiştir. Davacının dava dilekçesinde ve dinlenen tanık beyanlarında "taşınmazı davacının 1974 yılında satın aldığının, aldıktan sonra fındıkları diktiğinin" belirtildiği, 04.09.2015 tarihli bilirkişi raporunda da fındık bahçesinde "25-30 yaşlarında fındık ocağı" olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Gerek dava dilekçesindeki açıklamalar, gerek davacı tanık beyanları, gerekse kadastro tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, dava konusu fındık ağaçlarının kadastro tespitinden önce taşınmaz üzerinde bulunduğu sabittir.
Temyize konu davanın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/II. maddesine dayalı olduğu gözetildiğinde, aynı Kanun'un 12/3. maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 03.07.2012 tarihinde açılmıştır.
Bu durumda dava konusu 191 ada 4 parsel üzerinde bulunan (fındık ağaçlarının) muhdesat yönünden davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Bir kısım davalıların temyiz itirazları yukarıda gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve HUMK'un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)