(6100 S. K. m. 33) (4721 S. K. m. 677)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın davalı ... yönünden husumet yokluğundan reddine, diğer davalılar yönünden 1035 ve 1061 parselde kayıtlı taşınmazlar üzerindeki evler, ahır, ekmek evi ve sundurmanın davacı tarafından yaptırıldığının tespitine, objektif ve sübjektif koşullar oluşmadığından temliken tescil talebinin reddine karar verilmiş olup hükmün davacı (mirasçılar) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı, dava konusu 1035 ve 1061 parsel sayılı taşınmazın muris ... adına kayıtlı olduğunu, çekişmeli taşınmazlardaki kardeşlerinin miras hisselerini haricen satın alarak üzerine ev ve eklentilerini inşaa ettiğini ancak davalılar tarafından ortaklığın giderilmesi davası açıldığını belirterek, tapu kayıtlarının iptal edilerek adına tesciline karar verilmesini, olmadığı takdirde taşınmazlar üzerindeki yapıların kendisi tarafından yapıldığının tespitini talep etmiştir.
Davalı ... duruşmada, davacının oturduğu evin yerini babasından haricen satın alarak ev inşaa ettiğini, ev yapılırken kendilerininde yardımcı olduklarını, evin bulunduğu yer ile evin davacıya ait olduğunu belirtmiştir.
Davalı ... duruşmada, taşınmaz üzerindeki ev ve eklentilerini davacının yaptırdığını ancak rızalarının alınmadığını ifade ederek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... duruşmada, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... duruşmada, davacının eşi olan muristen taşınmazları satın aldığını ve parasını verdiğini iddia etmesine rağmen kendisinin böyle bir şey görmediğini, taşınmaz üzerindeki ev ve eklentilerini davacının yaptırdığını ancak rızalarının alınmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur
Davalı ....., dava konusu taşınmazın murisleri adına kayıtlı olduğunu, davacının babaları adına kayıtlı taşınmaz üzerine muvafakatleri olmaksızın inşaat yaptığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan Hüseyin, davada taraf sıfatı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın davalı ... yönünden husumet yokluğundan reddine, diğer davalılar yönünden ise muhdesat tespiti talebinin kabulüne, objektif ve sübjektif koşullar oluşmadığı gerekçesiyle temliken tescil talebinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı ( mirasçıları) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillere göre, dava konusu taşınmazların muris Mehmet oğlu ... adına kayıtlı olduğu (ve halen muris adına olup mirasçılarına intikal etmediği,) miras bırakanın 25/09/1986 tarihinde vefat ettiği, 03.03.1993 tarihli satış senedi ile davalılardan ...’ın kocasından kalan malları ve “04.14.1999” tarihli diğer satış senedi ile davalılardan (senetteki ifade ile) “Aytekin” Yılmaz’ın ise annesi ve babasından düşen tarla hisselerini davacıya sattığının belirtildiği ancak senet asıllarının dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekli, davaya dayanak olarak sunulan sözleşmenin içeriğinde yer alan açıklamalara ve sözleşmenin düzenleme tarihi itibarı ile ölmüş olan ortak muris ...‘ın terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğuna göre, dava, miras payının devri sözleşmesine dayalı, TMK'nin 677. maddesi uyarınca açılan pay iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır (TMK mad. 677/1). Mirasçılar arasındaki devirler için söz konusu olan bu yazılı şeklin adi yazılı olarak yapılması yeterlidir.
Dava, TMK’nin 677/2. maddesinde düzenlenen miras payının devri sözleşmesine davalı iptal ve tescil olmadığı takdirde muhdesat tespiti istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece, senet asılları ikmal edilmediği gibi yukarıda izah edilen harici satış senetleri keşif mahallinde zemine uygulanarak dava konusu taşınmazların senet kapsamında kalıp kalmadığı da tespit edilmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece, harici satış senetlerinin asıllarının dosyaya sunulması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, akabinde uzman bilirkişiler marifetiyle mahallinde keşif yapılarak, dava konusu taşınmazların senetlerin kapsamında kalıp kalmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanması, niza konusu yerlerin senetlerin kapsamında kalması halinde (senet tarafları da dikkate alınarak) toplanmış ve/veya toplanacak delillere göre dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken, hukuki nitelendirme de yanlış yapılmak suretiyle yazılı gerekçeyle tapu iptal ve tescil davasının reddine karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca, terditli talep muhdesat tespitine ilişkin olup öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. Davacı, dava konusu parseller üzerindeki yapıların kendisi tarafından yapıldığı iddiası ile eldeki davada terditli talepte bulunduğuna göre; davaya konu taşınmazlar hakkında ortaklığın giderilmesi davası, kentsel dönüşüm uygulaması ya da kamulaştırma işleminin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir.
Bu durumda, mahkemece, bu husus göz ardı edilerek davacının tespit davası açmasında güncel hukuki yararının bulunup bulunmadığı tespit edilmeden yazılı şekilde işin esası incelenerek kabul kararı verilmesi de isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı (mirasçıları) vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)