(4721 S. K. m. 676)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde, 1240 ada 443 parsel sayılı taşınmazın tarafların muris babaları adına kayıtlı iken, sağ olan anneleri ...’nun da ölümü ile dört kardeşe kaldığını, mirasçıların Eskişehir 1. Noterliğinin 04.09.2007 tarihli ve 23970 yevmiye numarasında kayıtlı düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat yapım ve satış vaadi sözleşmesini dava dışı ...ve Yapı Malzemeleri San. ve Tic. Ltd. Şti. İle yapmış olduklarını, anılan sözleşme ile arsa sahibi dört kardeşe yapılacak binada zemin katta 3 ve 4 nolu bağımsız bölümler ile birinci katta 12 ve 13 nolu bağımsız bölümlerin verilmesinin kararlaştırıldığını, inşaatın tamamlanmasından sonra da bu dört adet bağımsız bölümün davacı ile davalılara teslim edildiğini, vekil edeni ile onun kardeşi olan davalıların kendilerine teslim edilen dört adet bağımsız bölümü, aralarında taksim ettiklerini ve müvekkiline de zemin kat 4 nolu dairenin düştüğünü, davalıların kendilerine düşen daireleri üçüncü kişilere tapudan sattıklarını, vekil edeninin de satılan dairelerin tapu kaydında, davalı kardeşleri ile birlikte müşterek malik göründüğünden bu satışlarda zorunlu olarak pay sahibi malik sıfatıyla tapudaki resmi satış sözleşmelerini imza ettiği, ancak dairelerin satıldığı kişileri tanımadığı gibi satış bedelinden de herhangi bir pay almadığını, müvekkilinin ise harici taksim ile kendisine isabet eden davaya konu zemin kat 4 nolu daireyi kiraya verdiğini, davalıların kendi paylarına düşen daireleri satmış olmalarına rağmen dava konusu zemin kat 4 nolu bağımsız bölümde kayden paylı mülkiyet göründüğünden, bu durumdan yararlanarak zemin kat 4 nolu bağımsız bölüm hakkında Eskişehir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/394 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını açıklayarak 1240 ada 443 parsel numarasında kayıtlı taşınmazdaki 4 nolu bağımsız bölümdeki davalı paylarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tescili talep etmiştir.
Davalılardan ... ve...vekili cevap dilekçesinde, davacının hisse sahibi olduğu dairelerdeki haklarını satarak satış bedellerinden hissesine düşen miktarları almış olduğunu, davanın sırf ortaklığın giderilmesi davasını uzatmak amacıyla açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalılardan ... ise 25.11.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında davayı kabul ettiğine dair beyanda bulunmuştur. Mahkemece Açılan davanın kabulüne, .. İli, T... İlçesi... Mah. 1240 ada 443 parsel sayılı taşınmazın 4 nolu bağımsız bölümündeki davalılara ait olan hisselerin iptal edilerek davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan ... ve...vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, TMK’nin 676. maddesinde düzenlenen mirasçılar arasında miras taksim sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. TMK'nin 676. maddesinde düzenlenen paylaşma sözleşmesine göre “Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapılacak paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar paylaşma sözleşmesi ile mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edilebilir. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.” Öncelikle, şu ifade edilmelidir ki, taksim sözleşmesinin geçerli olabilmesi için miras bırakanın ölümünden sonra bütün mirasçıların veya temsilcilerinin iradelerinin birleşmesi asıldır. Bir başka ifadeyle, tüm mirasçıların veya temsilcilerinin bir araya gelerek taşınmazları paylaşıp her birinin kendi payına düşeni aldığı ve diğer mirasçıların paylarına düşenler bakımından da karşılıklı olarak vazgeçtikleri açık ve kesin şekilde belirlenmedikçe taksimin sabit olduğu kabul edilemez. İşte bunun içindir ki, gerek Türk Medeni Kanunu'nun 676/2. maddesi hükmünde ve gerekse 10.12.1952 tarihli ve 2/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında taksim sözleşmesinin tüm mirasçıların katılımı ve yazılı olması taksimin geçerliliği için yeterli kabul edilmiştir. Somut olayda, dosya kapsamından tarafların öncesinde elbirliği mülkiyeti bulunduğunu kabul ettikleri taşınmazlarla ilgili olarak yazılı taksim sözleşmesi yapmadıkları, ayrıca kat karşılığı inşaat sözleşmesi neticesinde müteahhitten arsa sahibi olan taraflara kaldığı iddia edilen taşınmazlardan dava konusu 4 nolu bağımsız bölüm dışındaki diğer bağımsız bölümlerin tarafların birlikte katılımı ve bu suretle hisselerini ayrı ayrı satış suretiyle üçüncü kişilere devrettikleri resmi kayıtlarla sabit olduğu, eylemli olarak taksim olgusunun duraksamaya yer bırakmayacak biçimde kesin olarak belirlenmediği ve TMK’nin 676. maddesi uyarınca miras taksim sözleşmesinin geçerlilik koşulu olan yazılı biçimde yapılmış taksim sözleşmesinin bulunmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uymayan yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılardan ... ve...vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.03.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)