(4721 S. K. m. 676)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla,
Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili dava dilekçesinde ve yargılama aşamalarında, tarafların murisi ...’ın 2012 yılında vefat ettiğini, muris adına kayıtlı 3526 parsel ve 470 parsel sayılı taşınmazın mirasçıları arasında yapılan taksim sözleşmesi ile vekil edenlerine kaldığını, murisin vefatından sonra mirasçıları arasında yaşanan anlaşmazlıklar sonrasında taşınmazların taksimi konusunda tarafların anlaşmaya varıp 28.01.2014 tarihli ve taksim sözleşmesi başlıklı, tüm mirasçıların rızasını yansıtan ve imzalarını taşıyan bir sözleşme imzaladıklarını, taksim sözleşmesine göre 3526 parsel sayılı taşınmazın müvekkillerinden ... ve ... ile davalılardan ...’a; 470 parsel sayılı taşınmazın ise yalnızca vekil edenlerine kaldığını, taksim sözleşmesinin yapılması sonrasında onbir ay boyunca dava konusu taşınmazlar ile muristen intikal eden diğer taşınmazların taksimde kararlaştırıldığı gibi mirasçılarca kullanıldığını, ancak davalılardan ... ve ...’ın 03.11.2014 tarihinde Gaziantep 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/774 Esas sayılı dosyasında dava konusu 3526 parsel ve 470 parsel sayılı taşınmazlar hakkında ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını, tarafların murisleri olan ...’ın sağlığında vekil edenleri ... ve ... ile davalılardan ...’ın kullanımına bırakılan 3526 parsel sayılı taşınmazın fiili olarak üç parçaya ayrıldığını, müvekkillerinden ...’a ait olan kısımda, ...’a ait üçbin adete yakın fıstık fidanı ve 10 adet civarında büyük fıstık ağacı, müvekkillerinden ...’a ait kısımda ise ...’a ait 45 adet yetişmiş fıstık ağacı bulunduğunu, taksim sözleşmesi gereğince vekil edenlerine düşen 470 parsel sayılı taşınmaz üzerinde de yine vekil edenlerine ait olup onlar tarafından bakımı yapılan 15-20 adet civarında yetişmiş fıstık ağacı bulunduğunu açıklayarak, 3526 parsel sayılı taşınmazı tapu kaydının iptali ile 1/3 er hisselerinin vekil edenleri ... ve ... adına tapuya tescilini, 470 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile ½ şer hisselerle müvekkilleri adına tapuya tescilini; tapu iptali ve tescil taleplerinin kabul edilmemesi halinde dava konusu taşınmazlar üzerinde dikimi ve bakımı müvekkilleri tarafından yapılan muhdesat niteliğindeki ağaçların açıkladıkları biçimde müvekkillerine aidiyetinin tespitini ve bu muhdesatlar için emek bedeli olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 1.000,00 TL.’nin davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılardan ...cevap dilekçesinde davayı kabul beyanında bulunmuş ve davayı kabul beyanını 20.04.2015 tarihli 1. celsede de yinelemiştir. Davalılardan Ünzile Yıldızhan cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuş, daha sonra yargılamanın devamı sırasında 24.08.2015 havale tarihli dilekçesinde ise davayı kabul ettiğine dair yazılı beyanda bulunmuştur. Davalılardan ... cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. Davalılardan ... cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, terditli olarak açılan TMK’nin 676. maddesinde düzenlenen mirasçılar arasında miras taksim sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil, bu olmadığı takdirde muhdesat tespiti ve muhdesatlar için emek bedeli tahsiline ilişkindir. TMK'nin 676. maddesinde düzenlenen paylaşma sözleşmesine göre “Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapılacak paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar paylaşma sözleşmesi ile mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edilebilir. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.” Öncelikle, şu ifade edilmelidir ki, taksim sözleşmesinin geçerli olabilmesi için miras bırakanın ölümünden sonra bütün mirasçıların veya temsilcilerinin iradelerinin birleşmesi asıldır. Bir başka ifadeyle, tüm mirasçıların veya temsilcilerinin bir araya gelerek taşınmazları paylaşıp her birinin kendi payına düşeni aldığı ve diğer mirasçıların paylarına düşenler bakımından da karşılıklı olarak vazgeçtikleri açık ve kesin şekilde belirlenmedikçe taksimin sabit olduğu kabul edilemez. İşte bunun içindir ki, gerek Türk Medeni Kanunu'nun 676/2. maddesi hükmünde ve gerekse 10.12.1952 tarihli ve 2/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında taksim sözleşmesinin tüm mirasçıların katılımı ve yazılı olması taksimin geçerliliği için yeterli kabul edilmiştir. Somut olayda, Mahkemece taraflardan ...’in parmak izinin bulunduğu ve bu sözleşmenin muhtar ve ihtiyar heyeti azaları tarafından imzalanmadığı düşüncesinden hareketle davanın reddine karar verilmiş ise de, sözü edilen mirasçı olan ve senette parmak izi bulunan ..., parmak izine itiraz etmediği gibi davayı da kabul ettiğine göre Mahkeme tarafından senedin geçersiz olduğu, zira bu mirasçının parmak izinin usulüne uygun olmadığından hareketle değerlendirme yapılarak reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Kaldı ki senette imzası bulunan diğer mirasçılar da imzalarının kendilerine ait olmadığını iddia etmediklerine, TMK’nin 676. maddesi gereği geçerliliği için tüm mirasçıların katılımıyla düzenlenen, mirasçıların da senet içeriğine ve paylaşım koşullarına dair rızalarını yansıtan imza ve parmak izlerine itiraz etmediklerine göre, taraflar arasında TMK’nin 676. maddesinin aradığı anlamda geçerlilik koşullarını taşıyan bir miras taksim sözleşmesinin bulunduğu düşüncesinden hareketle, iddia ve savunma çerçevesinde dosya kapsamında toplanan dellillere göre tapu iptali ve tescil talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uymayan yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 05.03.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.(¤¤)