(6100 S. K. m. 33) (743 S. K. m. 152, 170, 179) (6098 S. K. m. 646)
Dava: Davacı-karşı davalı birleşen-dosya davalısı ... ile davalı-karşı davacı birleşen-dosya davacısı ... aralarındaki katılma ve katkı payı alacağına yönelik asıl davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, birleşen-davanın ret kararına dair ... 2. Aile Mahkemesi'nden verilen ...sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı-karşı davalı-birleşen dosya davalısı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı-karşı ve birleşen dosya davalısı ...vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınmaz ve Merkez Bankası'nda bulunan para nedeniyle 42.227,00 TL alacağın davalı-karşı ve birleşen dosya davacısından tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı ve birleşen dosya davacısı ...vekili, asıl davanın reddini savunmuş, karşı dava dilekçesi ile, evlilik birliği içinde edinilen taşınmazlar ve kira geliri nedeniyle öncelikle müvekkili adına 1/2 oranında tapu iptal ve tescilini, tescil mümkün olmadığı takdirde 5.000,00 TL alacağın tahsilini talep etmiştir. 24.09.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarını artırarak toplam 119.865,01 TL alacağın ödetilmesini istemiştir. Davalı-karşı ve birleşen dosya davacısı vekili, birleşen dava dilekçesi ile, Merkez Bankası'nda bulunan para nedeniyle 35.875,00 TL alacağın davacı-karşı ve birleşen dosya davalısından alınarak davalı-karşı ve birleşen dosya davacısına verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı-karşı ve birleşen dosya davalısı ...vekili, karşı dava ve birleşen davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile tapu iptal ve tescil talebinin reddine, 119.865,01 TL alacağın davacı-karşı ve birleşen dosya davalısı ...'dan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, davacı-karşı ve birleşen dosya davalısı ...vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı-karşı ve birleşen dosya davalısı ...vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-a) Davacı-karşı ve birleşen dosya davalısı ... vekilinin tasfiyeye konu ...parsel sayılı taşınmazın üzerindeki zemin ve 1. kata yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi' nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM m.170). TKM'de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak "katkı payı alacağı" hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanun'un tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK m. 544, TBK m. 646).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM m. 186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM m. 189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş, gündelik, kar payı vs gibi) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay'ın ve Dairemizin devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda; öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen, bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup öğrenilerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı belirlenmelidir. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 sayılı TKM'nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama, eşlerin kendi gelirlerinden düşülerek, gerçekleştirebilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı tespit edilmeli, daha sonra her eşin tasarruf miktarının, birlikte yaptıkları toplam tasarruf miktarı içerisindeki oranı belirlenmelidir. Her bir eşin bulunan bu tasarruf oranı, çalışmaları karşılığı elde ettikleri gelirleriyle malın alımına yaptıkları katkı oranı olarak kabul edilerek, tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle katkı payı alacak miktarları hesaplanır.
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 16.04.1986 tarihinde evlenmiş, 15.10.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM m. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202/1). Tasfiyeye konu ...parsel sayılı taşınmaz; eşler evlenmeden önce 07.08.1985 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Taşınmaz üzerine mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde zemin, birinci kat; edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde ise ikinci kat ve terastan oluşan bir ev inşa edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179).
Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Taraf ve tanık beyanları, mükellef kaydı, çalışma belgeleri ve tüm dava dosyası kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; eş ...'ın 1996 yılından sonra çalışmaya başladığı, söz konusu ...parsel sayılı taşınmazın zemin ve birinci katının eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 1986-1990 yılları arasında inşa edildiği, belirtilen tarihlerde eş ...'ın düzenli ve sürekli gelirinin bulunmadığı, toplu malvarlığı ile de katkıda bulunulduğu iddia ve ispat edilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı-karşı ve birleşen dosya davcısı ...'ın ...parsel sayılı taşınmazın zemin ve birinci katının yapımında para ya da para ile ölçülebilen maddi katkısının ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken %30 katkısı kabul edilerek yazılı şekilde 30.281,2 TL alacağa hükmedilmesi isabetsiz olmuş, hükmün bozulması gerekmiştir.
2-b) Davacı-karşı ve birleşen dosya davalısı ... vekilinin tasfiyeye konu ...parsel sayılı dükkana yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; tasfiyeye konu ...parsel sayılı dükkan eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 29.12.1997 taraihindeferdileşme yoluyla davalı eş adına tescil edilmiştir. Bu bölüme ilişkin dava, katkı payı alacağına ilişkin olup Yargıtay ve Dairemiz'in devamlılık gösteren uygulamalarına göre, katkı payı alacağının tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm (rayiç) değeri dikkate alınarak hesaplanması gerekirken, Mahkemece yanlışa düşülerek keşif tarihindeki sürüm değerinin esas alınması hatalı olduğundan kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda (2/a) ve (2/b) bentlerinde gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; diğer temyiz itirazlarının yukarda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine ve HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 2.674,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı-karşı davalıya iadesine, 10.10.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy