MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti Ve Muhdesat Şerhinin Terkini
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılardan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı dilekçesinde, hakkında... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/127 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açılan 109 ada 348 parsel sayılı taşınmazda vekil edeninin, davalılarla birlikte hissedar malik olduğunu, anılan ortaklığın giderilmesi davası dolayısıyla dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan tek katlı evin davalılardan ...’ya ait olduğuna dair tapu kaydında şerh bulunduğunu öğrendiğini, tapuda davalılardan ...’ya ait olduğuna dair hakkında şerh verilen evin yarısının ve taşınmazın etrafını çevreleyen üç taraflı çevre duvarının kendisi tarafından inşaa edildiğini, ayrıca taşınmaz üzerinde bulunan iki adet ceviz ağacının da kendisi tarafından dikilip yetiştirildiğini açıklayarak, 109 ada 348 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan tek katlı evin yarısının, taşınmazı çevreleyen üç taraflı duvarın ve taşınmaz üzerinde bulunan iki adet cevi ağacının muhdesat olarak kendisine ait olduğunun tespitini ve tapuda davalılardan ... adına olan muhdesat şerhinin terkinini talep etmiştir.
Davalılardan ..., ..., ... ve ... kendilerine usulüne uygun tebligatlara rağmen davaya cevap vermemişlerdir.
Davalılardan ... ise yasal süresi geçtikten sonra sunduğu cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Davanın kabulü ile; dava konusu ... İli... İlçesi ... Köyü 109 ada 348 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan dava dosyası içerisinde bulunan 30/12/2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda ve ekli krokisinde A harfi ile ve 77,47 metre kare olarak gösterilmiş, yeşil renk ile boyalı kısmın, dava dosyası içerisinde bulanan 25/01/2016 tarihli inşaat bilirkişisi raporunda belirtilmiş, dava konusu ... İli... İlçesi ... Köyü 109 ada 348 parsel sayılı taşınmazın etrafında bulunan harçlı taş duvarın davacı ...T.C. Kimlik Numaralı ... tarafından yapıldığının ve dava konusu ... İli... İlçesi ... Köyü 109 ada 348 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan iki adet ceviz ağacının davacı ...T.C. Kimlik Numaralı ... tarafından dikildiğinin aidiyetinin tespitine, karar verilmesi üzerine hüküm; davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir
Dava, muhdesatın tespiti ve tapu kaydındaki muhdesat şerhinin terkini isteğine ilişkindir.
1. Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalılardan ...'nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davalılardan ... vekilinin dava konusu tek katlı ev hakkındaki temyiz itirazlarına gelince, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684. maddesi hükmünde, bir şeye malik olan kimsenin o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, 718. maddesi hükmünde de, arazi üzerindeki mülkiyetin kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklanmıştır. Genel kuralı oluşturan bu hükümler dikkate alındığında taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların mülkiyetinin kural olarak arzın mukadderatına tabi olacağı, muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemeyeceği, aksine bir kanun hükmü bulunmadıkça muhdesatların mülkiyetinin taşınmazın malik veya maliklerinden başka birisine veya maliklerden bir veya birkaçına ait olduğunun tespitinin dava edilemeyeceği, mahkemelerce de bu sonucu doğuracak şekilde hüküm verilemeyeceği kuşkusuzdur. Kural bu olmakla birlikte, ana taşınmazın değerinde artışa neden olan bina, ağaç vesaire gibi bütünleyici parça niteliğinde muhdesat bulunan taşınmazların ortaklığının satış yolu ile giderilmesinin istenilmesi halinde, muhdesatların kime ait olduğu hususunda tapu kaydında şerh bulunmaması veya tüm paydaşların bu konuda ittifak etmemesi nedeniyle tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğu kabul edilmektedir.
Ne var ki; tespit edilen eşyanın bütünleyici parça niteliğinde bulunmadığı ve menkul eşya niteliğindeki eşyaların her zaman için maliki tarafından sökülerek alınıp götürülebileceği hususu ve ayrıca taşınmaz üzerinde daha önce mevcut bir muhdesata yeni bölümler ilave edilmesi, muhdesatın tamamlanması veya mevcut muhdesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp mevcut muhdesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhdesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işler olduğu nazara alınmalıdır. Bu işler için harcanan giderler de muhdesatın değerini arttıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. İyileştirici nitelikteki bu giderleri tek başına karşılayan taşınmaz malik ya da maliklerinin koşullarının varlığı halinde bu giderlerden paylarına düşen kısmını TBK’nin 77 ve devamı maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği kuşkusuzdur. İyileştirme giderlerini yapan malik ya da maliklerin yaptıkları giderler taşınmazın ortaklığının satılarak giderilmesi ve muhdesattan yararlanmalarının son bulması ile istenebilir hale gelecektir. Bu giderler için eda nitelikli alacak davası açma hakkı mevcut iken önceden bu iyileştirme giderlerinin tespitini dava etmekte hukuki yararı bulunduğundan söz edilemez.
O halde, Mahkemece, 109 ada 348 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve fen bilirkişinin hükme esas alınan 30/12/2015 tarihli raporunda açıklanıp ekli krokisinde A harfi ile, 77,47 metrekare yüzölçümlü ve yeşil renk ile boyalı biçimde gösterilen kısmın az yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde muhdesat niteliğinde olmadığı, koşullarının varlığı halinde davacının bu bölüm yönünden taşınmazdaki hissesi bakımından kendi payına düşen kısmı TBK’nin 77 ve devamı maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği, bu kısım açısından davacının talep edebileceği iyileştirme giderlerinin ise taşınmazın ortaklığının satılarak giderilmesi ve muhdesattan yararlanmalarının son bulması ile istenebilir hale geleceği, dolayısıyla davacının bu kısma dair yapmış olduğu iyileştirme niteliğindeki giderler için eda nitelikli alacak davası açma hakkı mevcut iken önceden bu kısma ilişkin olarak muhdesat tespitini dava etmekte hukuki yararının bulunmadığı nazara alınarak, anılan bilirkişi raporunda A harfi ile işaretli, 77,47 metrekare yüzölçümlü ve yeşil renkle boyalı kısım yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle talebin reddine karar verilmesi gerekirken, yukarıdaki açıklamalar gözden kaçırılarak ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalılardan ...'nın diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalılardan ...'nın temyiz itirazlarının kabulü ile kararın 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy