MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, 830 ada 13 parsel sayılı taşınmazı haricen satın aldığını, 40 yılı aşkın süredir zilyetliğinde bulundurduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, aşamalarda taşınmazın kamulaştırılması üzerine talebini bedel isteğine dönüştürmüştür.
Davalı Hazine, davacının aynı konu ve taleplerle ilgili önceden açtığı davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, davalı Hazine ve kayyım vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesi ve 10.12.2010 ile 25.05.2011 tarihli sonradan da kapsamını tekrar ettiği dilekçelerinde dava konusu 830 ada 13 parsel sayılı taşınmazı yaklaşık 40 yıl önce haricen satın alıp, davasız ve aralıksız malik sıfatıyla zilyet olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, kamulaştırma işlemi sonucunda isteğini bedele dönüştürmüştür.
Mahkemece, kayıt malikleri Hüseyin kızı Hayriye ile İsmail oğlu Hasan'ın kim olduklarının tapu kütüğünden anlaşılamadığı ve kazanmaya yeterli olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davacının depo edilen bedel isteğinin kabulüne karar verilmiş, karar davalı Hazine ve kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinde, davacı vekilinin değişik yargılama aşamalarındaki birbirini doğrulayan beyanlarına göre dava, tapu sicilinde kayıtlı bulunan taşınmazın harici satım ve TMK'nin 713/1. maddesinde yazılı bulunan zilyetlik hukuksal nedenine dayalı olarak açılmış, davacının ıslahı ile bedele dönüştürülmüş tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, yargılamada TMK'nin 713/2. maddesinde yazılı tapu kütüğünden malikin kim olduğunun anlaşılamama nedenine dayanmamıştır. 6100 sayılı HMK'nin 33. maddesi uyarınca iddia ve savunmayı ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapıp, uygulanacak kanun maddelerini tespit etmek görevi hakime aittir. Hakim, bu görevini resen yerine getirmelidir.
Yukarıda belirtildiği gibi, talebin tapulu taşınmazın harici satın alınıp zilyetlik hukuksal nedenine dayanılmış olmasına rağmen dosya içeriğine uygun düşmeyen nitelendirmede isabet görülmemiştir.
TMK'nin 706, TBK'nin 237, Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89., Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri uyarınca tapulu taşınmazların resmi şekilde devri geçerlilik şartıdır. Başka anlatımla, haricen satış alıcısına mülkiyet hakkı bahşetmez.
Tüm bu açıklamalar nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi usul, yasa ve dosya içeriğine aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine ve kayyım vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 12.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy