MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin murisinden kalan 125 ada 16 parsel, 107 ada 17, 19, 428 parsel, 115 ada 64 parsel, 125 ada 14 parsel, 108 ada 180, 183, 201, 203, 204 parsel, 109 ada 4, 19 parsel, 104 ada 8, 10 ve 12 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin ortaklığın giderilmesi davaları açıldığını ancak taşınmazlar üzerindeki ceviz ağaçlarının müvekkili tarafından dikildiğini belirterek, dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan cevizlerin vekil edenine ait olduğunun ve değerinin tespitini talep etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili ilk oturumda söz konusu ceviz ağaçlarının dikildiğinden bu dava ile haberdar olduklarını belirterek, davayı kabul etmiştir. Diğer davalılar yargılamaya katılarak davanın kabulü veya reddi yönünde beyanda bulunmamışlardır.
Mahkemece, davacının murisinin tam malik olduğu dava konusu taşınmazlardan sadece 115 ada 64 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 2 yaşında 29 adet, 107 ada 17 parsel üzerinde 2 yaşında 21 adet ve 125 ada 14 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 48 adet ceviz fidanının davacı tarafından dikildiği gerekçesiyle bu parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 108 ada 180, 183, 201, 203, 204 parsel, 109 ada 4, 19 parsel, 104 ada 8, 10 ve 12 parsel sayılı taşınmazlarda tarafların ortak murisi ...’ın paylı malik olduğu ve ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/415 Esas sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davası açıldığı; 125 ada 16 parsel, 107 ada 17, 19, 428 parsel, 115 ada 64 parsel, 125 ada 14 parsel sayılı taşınmazlarda ise ortak muris ...’ın tam malik olduğu ve bu taşınmazlara ilişkin 19.10.2015 tarihinde ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/416 Esas sayılı dosyasında görülen ortaklığın giderilmesi davası açıldığı ve yapılan yargılama sonunda 115 ada 64 parsel, 107 ada 17 parsel ve 125 ada 14 parsel yönünden tefrik, diğer taşınmazlar yönünden ise ortaklığının satış suretiyle giderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Eldeki dosyada yapılan keşif sonucu alınan 18.04.2016 tarihli fen bilirkişisi raporunda davacı tarafından dikilen ceviz ağaçlarının 115 ada 64 parselin batı hududuna dikildiği, 125 ada 14 parselin güney hududuna ceviz fidanı dikildiği ve dikilen fidanların 125 ada 15 ve 17 parsellerin içerisinde kaldığı, 107 ada 17 nolu parselin tamamına ceviz fidanı dikildiğinin tespit edildiği belirtilmiştir.
1.HMK’nin 26. maddesi gereğince hakim, kural olarak tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Buna usul hukukunda taleple bağlılık ilkesi denilmektedir.
Somut olayda, fen bilirkişisi raporunda 125 ada 14 parselin güney hududuna dikilen ceviz fidanlarının dava konusu olmayan 125 ada 15 ve 17 parsellerde kaldığı belirtilmesine rağmen, talep aşılarak ve çelişki oluşturacak şekilde 125 ada 14 parsel üzerindeki ceviz ağaçlarının davacıya aidiyetine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2.Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nin 326/1. maddesi uyarınca Kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Kanunda yazılı hallerden birisi hiç şüphesiz Yasa'nın 312/2. maddesidir. Bu madde hükmüne göre davalı taraf davanın açılmasına sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderinden sorumlu değildir. Hemen belirtmek gerekir ki; anılan maddenin uygulanabilirliği, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır.
Somut olaya gelince; üzerinde muhdesat olduğu belirlenen taşınmazlara ilişkin açılan ortaklığın giderilmesi davasında davacının muhdesat iddiasında bulunmadan eldeki davayı açtığı, davalılar ... ve ... vekilinin de ilk oturumda muhdesattan bu dava ile haberdar olduklarını belirtip, kabul beyanında bulunduğu anlaşıldığına göre bu iki davalı bakımından HMK'nin 312/2. maddesinin uygulanacağı kuşkusuzdur. Ancak diğer davalıların kabul beyanı bulunmadığına göre bahsi geçen maddenin onlar bakımından uygulama imkanı yoktur. Bununla birlikte, davanın konusu (müddeabih) davacı ve kabul eden davalıların payı düştükten sonra kalan kısma isabet eden değerdir (zemin bedeli hariç). Hal böyle iken; Mahkemece davalıların davanın açılmasına sebebiyet vermedikleri gerekçesiyle yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması ve davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru görülmemiştir.
3.Kabule göre de; davalı ... ...’ın dava konusu olan 3 parselde hissesi bulunmadığı ve mirasçı da olmadığı dikkate alınmadan bu davalının davada taraf olarak yer alması da isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 07.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy