MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı-karşı davalı, noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile 461 parsel sayılı taşınmazı kayıt maliki ...'dan satın almasına rağmen, kadastro çalışmasına yapılan itiraz sonucunda taşınmazı tapuda devralamadığını, sonrasında mirasçılarının çok sayıda olmasından dolayı devir işleminin mümkün olmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı- karşı davacılar, asıl davanın reddini savunarak satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, kadastro mahkemesince verilen karar kesin hüküm teşkil ettiğinden davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu tarla nitelikli 461 parsel sayılı taşınmazın elbirliği halinde taraflar adına kayıtlı olduğu, taşınmazın kadastro çalışmalarının 10.11.1950 tarihinde yapıldığı, tespite itiraz edilmesi üzerine muhtelif sayıda parsel ile yargılamanın Ankara Gezici Kadastro Mahkemesi'nin 1961/49 Esas-824 Karar sayılı davası ile yapıldığı, anılan Mahkemece 11.09.1961 tarihli karar ile feragat nedeniyle dava ve itirazların reddine karar verildiği, davacının, Kadastro Mahkemesi'ndeki davada itirazlarının ve feragatin diğer parsele yönelik olduğunu beyan ettiği, kayıt maliki ...'nın 17.07.1959 tarihinde öldüğü, ... ile davacı arasında Ankara 1. Noterliği'nce düzenlenen satış vaadi sözleşmesinin 11.03.1958 tarihinde aktedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olaya gelince; Kadastro Mahkemesi'nde davacının murisinin itirazı üzerine yargılama yapıldığı, ölümü ile de davacının mirasçı olarak davaya dahil edildiği, eldeki davada davacının noterlikçe düzenlenen satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak davayı açtığı, Kadastro Mahkemesi'nde ise tespite itiraz davasının görüldüğü, başka bir anlatımla her iki dava sebebinin farklı olduğu, bu nedenle de Kadastro Mahkemesi'nce verilen kararın tarafları ve konusu aynı ise de hukuki sebeplerinin farklı olmasından eldeki dava için kesin hüküm teşkil etmeyeceği açıktır.
Hal böyle olunca, işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 02.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy