(2004 S. K. m. 110)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı alacaklı vekili, istihkak iddia eden davalı Kurumun Aydıncık Asliye Hukuk Mahkemesinde bulunan bilirkişi raporunun 6. sayfasının 2 nolu bendi ile 15. sayfasının 2 nolu bendinde enkazların mal sahibine ait olacağının rapor edildiğini belirterek ileri sürüldüğü sera demirlerine ilişkin istihkak iddiasının haksız olduğunu açıklayarak, davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı, üçüncü kişi Kurum vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kamulaştırma dosyasında seraların enkazlarının taşınmaz malikine bırakıldığı, sera enkazları üzerinde davalı üçüncü kişi Kurumun bir hakkı olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK'nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Haciz tarihi itibariyle uygulanması gereken İİK'nin 106. maddesi hükmüne göre; "Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren nihayet altı ay içinde ve taşınmaz ise nihayet bir sene içinde satılmasını isteyebilir." İİK'nin 110. maddesinde ise; "Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıpta bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar" düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda, 14.04.2015 tarihinde davaya konu menkuller üzerine haciz uygulanmıştır. Davalı üçüncü kişi vekili 17.04.2015 havale tarihli dilekçe ile istihkak iddiasında bulunmuştur. İstihkak iddiası üzerine davacı alacaklı vekili tarafından 25.01.2016 tarihinde eldeki istihkak iddiasının reddi davası açılmıştır. Ne var ki icra dosyası kapsamında dava tarihine kadar süresi içinde davaya konu menkuller yönünden usulüne uygun satış talebi olmadığından, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan İİK’nin yukarıda değinilen yasa maddeleri gereğince altı aylık satış isteme süresi dolmuş olup, menkuller üzerindeki haciz kalkmıştır. Bu tür davaların dinlenebilmesi için ön koşul, herşeyden önce hukuken geçerli bir haciz bulunmasıdır. Bu koşulun bulunup bulunmadığı yargılamanın her aşamasında gerek ilk derece mahkemeleri gerekse Yargıtay tarafından re'sen gözetilmelidir.
O halde Mahkemece dava tarihinde geçerli bir haciz bulunmadığı gerekçesi ile davanın ön koşul yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.02.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)