(4721 S. K. m. 676, 706) (2644 S. K. m. 26) (6098 S. K. m. 237) (818 S. K. m. 213)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edenin miras bırakanından kalan taşınmazların R. taksimi ve fiili kullanımını resmi kayıtlara da geçirmek isteyen hissedarların 08.07.2004 tarihinde bir araya gelerek tapuda devir ve temlik işlemleri yaptıklarını, anlaşma gereği davalı ... mirasçılarından ...'nun 447 parsel sayılı taşınmazdaki hissesini devretmediğini, davalı ...'nun hissesinin tamamını kızları olan diğer davalılara devrettiğini öğrendiğini, parsel sayılı taşınmazdaki kayıtlı davalılar adına kayıtlı hisseye ilişkin olarak tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline, mahkemece tapu iptal ve tescil talebi uygun görülmez ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8.000,00 TL'nin devir ve temlik tarihi olan 08.07.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ..., ... ve ... cevap dilekçelerinde; dava konusu taşınmazın anneleri ...'ndan babaları ...'ndan herhangi bir şekilde intikal etmediğini, ...'nun bu taşınmazı hatırladıkları kadarıyla 1960'lı yılların sonunda Perşembe Tapu Müdürlüğü'nce yapılan yasal işlem sonucunda (20/80 hisse olarak) satın aldığını, daha sonra bu işlemin 19.07.1988 tarihinde kadastro komisyon kararı ile kendi adına tekrar tescil edildiğini, dolayısı ile ...'ndan başka hiç kimsenin bu taşınmaz üzerinde hak ve yetki sahibi olmadığını, anneleri ...'nun kendisine ait yukarıda bilgileri verilen taşınmazı kendi isteği ile 30.07.2006 tarihinde kendilerine ve kardeşleri ...'a 20/240'ar eşit hisseler halinde sattığını ve bu işlemin tapuda tescil edildiğini, kendilerinin ... ve varisleri ile bu taşınmaz konusunda hiçbir yazılı veya sözle bir taahhütlerinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kendisine eşi ...'ndan herhangi bir şekilde intikal etmediğini, bu taşınmazı hatırladığı kadarı ile 1960'lı yılların sonunda Perşembe Tapu Müdürlüğü'nce yapılan yasal işlem sonucunda (20/80 hisse olarak) satın aldığını, daha sonra bu işlemin 19.07.1988 tarihinde kadastro komisyon kararı ile kendi adına tekrar tescil edildiğini, dolayısı ile kendisinden başka hiç kimsenin bu taşınmaz üzerinde hak ve yetki sahibi olmadığını, kendisine ait yukarıda bilgileri verilen taşınmazı kendi isteği ile 30.07.2006 tarihinde kızları ..., ... ve ...'e 20/240'ar eşit hisseler halinde sattığını ve bu işlemin tapuda tescil edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 447 parsel numaralı taşınmazın davalılardan ..., ... ve ... adına kayıtlı olan toplamda 20/80 hissesinin tapusunun iptali ile Ordu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/241 Esas 2010/231 Karar sayılı veraset ilamındaki hisseleri oranında 5/80 hissesinin ... adına, 3/80 hissesinin ... adına, 3/80 hissesinin ... adına, 3/80 hissesinin ... adına, 3/80 hissesinin ... adına ve 3/80 hissesinin ... adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, miras taksim sözleşmesine dayanan tapu iptal ve tescil davasıdır.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, tarafların kök murisi M. Ş. oğlu İ. H.' nun 11.12.1989 tarihinde öldüğü, geride çocukları ....in kaldığı, bunlardan ...'ın 26.04.2003, E.'in 30.08.1978 tarihlerinde öldükleri, mirasçılardan E. H.'nun 30.08.1978 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davacılar ....’i bıraktığı, dava konusu 447 parselin tamamının tapulama ile davalılardan H.’nin hissesi 29.2.972 tapu kaydının uygulamasıyla oluşduğu, 29.12.1984 tarihinde 43/80 hisse davacı ... R.’ya, davalı S.'nin payı 17/80 hisse ile tespit gördüğü, A. R.’nın komisyona itirazı üzerine 19.07.1988 tarihli komisyon kararıyla S.’nin hissesi 20'ye çıktığı, 19.07.1988 tarihinde tespitin kesinleştiği, E. mirasçıları olan ...’un 20/80 hissesinin 08.07.2004 tarihinde satışla davacı ...’na geçtiği, A. R.’nın hissesinin bu şekilde 60/80 olduğu, davalılardan S. 20/80 hissesini 30.05.2006 tarihinde kızları olan diğer davalılar F., Ş. ve H.’e sattığı anlaşılmaktadır. Davacıların 08.07.2004 tarihinde hissedarların katıldığını ileri sürdükleri yazılı olmayan taksim sözleşmesine dayandırdıkları anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın tapulama sonucunda 40/80 hisse davacı ... R.’ya, 20/80 hisse davalı S.'ye, 20/80 hisse dava dışı E.'e tespit gördüğü anlaşılmaktadır. Somut olayda, dava konusu taşınmazın taksim edildiği tarihte paylı mülkiyete tabi olduğu açıktır.
TMK'nin 676. maddesi hükmüne göre; tapulu taşınmazlara ilişkin paylaşma sözleşmesinin geçerliliği tüm mirasçıların katılımı ile yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Ancak; mirasçılar adına paylı mülkiyet şeklinde tapuya kayıtlı olan taşınmazlara ilişkin taksim sözleşmesinde, paylı mülkiyete geçilmekle taşınmazlar mirasbırakanların terekesinden çıktığından ve elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olmadığından, payın temliki resmi şekilde yapılması (TMK mad. 706, 6098 sayılı TBK mad. 237) gerekeceğinden, tüm mirasçıların katılımıyla da yapılsa bu sözleşmeye değer verilemez.
Bilindiği üzere, tapulu taşınmazlarda resmi olarak yapılmayan mülkiyet nakillerinin, diğer bir deyişle Türk Medeni Kanunu'nun 706, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. ve Borçlar Kanunu'nun 213. maddesi hükmü gereğince resmi olarak yapılmayan temliklerinin geçerli olmayacağı, işleme hukuki bir sonuç bağlanmayacağı tartışmasızdır. O halde, somut olayda olduğu gibi harici ve yazılı olmayan taksim sözleşmesinin geçerli olduğu söylenemez. Bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)