MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil (TMK mad. 713/2)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu taşınmazın müvekkilinin babası ... tarafından 1964 yılında satın alındığını ancak tapuya ... olarak kaydedildiğini,... diye bir kişinin olmadığını belirterek, tapu kaydının iptalini ve müvekkili adına tescilini yapılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğini, ayrıca davacının daha önce isim tashihi davası açtığını ve reddedildiğini, şimdi ise zilyetliğe dayalı tapu iptal tescil davası açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nin 713/2. maddesinde açıklanan kayıt malikinin tapu kütüğünde kim olduğunun anlaşılamaması sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı tarafından daha önce kayıt malikinin murisi olduğu iddiasıyla açtığı isim tashihi davasının ispat edilemediğinden reddedilmesi kararından hareketle, kayıt malikinin bilinen kişi olduğunun kabul edilmesi doğru değildir.
Bu tür davalarda, gerek tapu sicilinin doğru tutulmasından doğan sorumluluk gerekse son mirasçı sıfatıyla TMK'nin 501. maddesi uyarınca Hazinenin davalı olarak gösterilmesi zorunludur. Bu nedenle mahkemenin husumet yokluğundan davanın reddine karar vermesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken, davanın niteliği gözönünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın ilk oluştuğu tarihten itibaren tapu kayıtları, kadastro tutnağı tüm dayanaklarıyla birlikte getirtilmesi, tarafların delillerinin toplanması, kayıt malikinin kanun anlamında bilinen kişi olup olmadığının belirlenmesi ve sonuca göre karar verilmesi olmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy