(2004 S. K. m. 283)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı-karşı davacı alacaklılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, Gaziosmanpaşa 5. İcra Müdürlüğünün 2010/1606 talimat sayılı dosyasından 12.11.2010 tarihinde haczedilen tekstil makinalarının müvekkiline ait olduğunu, hurda halinde alınarak tamir edildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı alacaklı vekili, takibin konusunu oluşturan ölümlü iş kazasının, mahcuzların davacı 3.kişiye satış tarihinden önce meydana geldiğini, borçlular ile davacı 3.kişi arasında alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapılan muvazaalı işlemler bulunduğunu savunarak istihkak davasının reddini istemiş, karşı davasında ise buna ilişkin tasarruf işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; haczin davacı 3. kişinin adresinde yapıldığı, borçlunun başka bir adreste faaliyet gösterdiği, davacı ile borçlular arasındaki makina satışının muvazaalı olduğunun kanıtlanamadığı, dava konusu makinaların... Teks. San. ve T.A.Ş elinde iken hurdaya yakın bir vaziyette davacı tarafından satın alındığı, tamir edilerek kullanılır hale getirildiği gerekçesiyle, istihkak davasının kabulüne haczin kaldırılmasına, tasarrufun iptaline yönelik davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklının temyizi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/10209 Esas, 2015/1136 Karar sayılı ve 29.01.2015 tarihli kararı ile bozulmuş; Daire kararına yönelik davacı- karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş, bu kez Dairemizin 2015/22798 Esas, 2016/17503 Karar ve 27.12.2016 tarihli kararı ile sair karar düzeltme isteminin reddine, Mahkemece, üçüncü kişinin açtığı istihkak davasında, davanın reddine karar verildiği takdirde, davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yarar ortadan kalkacağından Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/10209 Esas, 2015/1136 Karar sayılı ve 29.01.2015 tarihli bozma kararının tasarrufun iptali davasının kabulü gerektiğine yönelik kısmının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılamada; istihkak iddiasına ve tasarrufun iptali davasına konu icra dosyası borcunun ödenerek infazen işlemden kaldırıldığı ve bu itibarla her iki davanın da konusunun kalmadığı gerekçesi ile istihkak davası ile alacaklı tarafından açılan tasarrufun iptali davalarının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hüküm, davalı karşı davacı alacaklılar vekili tarafından harç ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK'nun 96 vd.maddesine dayalı istihkak iddiası ile alacaklının İİK'nin 97/17. maddesine dayalı karşı dava olarak açtığı tasarrufun iptali talebine ilişkindir. Tasarrufun iptali davasının amacı, bir alacağı ödememek için, mal varlığını azaltıcı veya artışını önleyici nitelikte, borçlu tarafından yapılan tek taraflı hukuki işlemler ve fiillerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kişilerle yaptığı tüm hukuki işlemleri alacaklının alacağı ile sınırlı olarak hükümsüz sayarak işlem konusu mal veya hak üzerinde borçluya aitmiş gibi cebri icraya devam edilerek alacaklının alacağını almasına imkan sağlamaktır. İptal davası, icra hukuku yönünden alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlayan nispi nitelikteki yasadan doğan bir dava olup, tasarrufa konu malların aynı ile ilgisi yoktur. İİK'nın 283/1. maddesine göre, tasarrufun iptali davasını açan davacının tasarrufun iptali davası sabit olduğu taktirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde, cebri icra yolu ile alacak miktarı kadar hakkını alma yetkisini elde eder ve söz konusu malın haczedilmesini ve satışını isteyebilir.
Davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından açılan istihkak davasında dosya borcu infaz edildiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İcra dosyası borcunun ödenmesi ile mal üzerindeki haciz de kalkar. Alacağını tahsil eden alacaklının icra takip işlemlerine devam etmekte hukuki yararı kalmamaştır HMK'nın 114/1-4. maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiştir. Hukuki yararın davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut olması yeterli değildir. Dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar hukuki yararın devamı gerekir. Somut olayda, icra dosya borcu tahsil edilmiş olduğundan, davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yarar ortadan kalkmıştır. Kaldı ki, 27.12.2016 tarihli bozma ilamında, üçüncü kişinin açtığı istihkak davasında, davanın reddine karar verildiği takdirde, davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yarar ortadan kalkacağından davanın reddine karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Açıklanan nedenlerle, Mahkemece, tasarrufun iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilerek; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7.maddesi 2.fıkrası gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek nispi vekalet ücretine hükmedilmesi ve ayrıca alacaklılar vekili tarafından başlangıçta fazla yatırılan nispi harcın iadesine karar verilmesi gerekirken bu yönde herhangi bir hüküm kurulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nin geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'un 438/7.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Davalı - karşı davacı alacaklılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının B1 bendinde yer alan “ Takibe konu borcun ödenmesi ve istihkak davasının esası hakkında karar verilmemesi nedeni ile karşılık olarak açılan tasarrufun iptali davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına yerine, “Davanın usulden reddine ” ibaresinin yazılmasına; B3 bendinde yer alan “Yargıtay bozma ve karar düzeltme ilamları ile verilen karar dikkate alınarak, davalı ... Ltd Şti. vekili için takdir edilen 275.000 TL iptal talebine konu malların değeri üzerinden nispi olarak hesaplanan 22.450 TL vekalet ücretinin davacı alacaklılardan alınarak davalı ... Ltd. Şti ne verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına yerine, “Karşı davalı ... Ltd. Şti. vekili için takdir edilen 660,00 TL maktu vekalet ücretinin karşı davacı alacaklılardan alınarak, karşı davalı ... Ltd Şti.ye verilmesine” sözcük ve rakamlarının yazılmasına; hüküm fıkrasına “ Alınması gereken 31,40 TL harcın peşin alınan 4.083,75 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 4.052,35 TL harcın istek halinde karşı davacı alacaklılara iadesine, ” şeklinde B5 fıkrasının eklenmesine ve hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 04.03.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)