MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın ka bulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi şirket vekili, borçlu aleyhine yapılan takip nedeniyle müvekkilinin işyerinde haciz yapıldığını, borçlunun haciz mahalli ile ilgisinin bulunmadığını, akrabalık bağı dışında aralarında bağ bulunmadığını belirterek, haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlunun daha önce haciz adresinde faaliyette iken ayrıldıktan sonra üçüncü kişi şirketin kurularak faaliyete başladığını, borçlu ile üçüncü kişi arasında mal kaçırmak amaçlı muvazaalı işlemler yapıldığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, borçlu şirketin adresten ayrıldıktan sonra üçüncü kişinin haciz mahallinde faaliyete başladığı 04.11.2015 tarihli haciz işleminde malların davacı üçüncü kişiye ait olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Davaya konu üçüncü kişi şirket adresinde yapılan hacizde, borçlu şirkete ait sözleşmeler ve şirket adına yapılan başka bir takip dosyası, borçlu şirket ortağı Abdulkadir Konak'a ait seyahat belgesi bulunmuştur. Buna göre, İİK’nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı üçüncü kişi tarafından dayanılan ve borcun doğumundan sonraki tarihleri taşıyan ve ayırt edici özellikleri bulunmayan faturalar, haciz adresine ait vergi levhası istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmezler ve mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy