MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalıyla müvekkilinin imzaladıkları 16.11.1989 tarihli sözleşme nedeniyle, 769 parselde tapuda kayıtlı 7.999.89 m2 yüzölçümlü taşınmazın 2.000 m2’lik kısmı üzerinde davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiş, 13.10.2015 tarihli dilekçesiyle dava konusu taşınmazın 766 parsel olduğunu beyan ederek davasını ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu parsele ilişkin Germencik Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/123 Esas 2005/533 Karar sayılı ilamı ile davaya konu yerin davalı adına tesciline karar verildiği, bu davada taşınmazın zilyedinin davalı olduğu kabul edilerek davalı lehine sonuçlandığı, bu mahkeme hükmünün kesinleştiği gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, harici satım sözleşmesi nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
HMK’nin 114/1-i maddesine göre, olumsuz dava şartı olarak kesin hükmün varlığından söz edilebilmesi için, tarafları, konusu ve sebepleri aynı olan davanın evvelce sonuçlanıp kesin hükme bağlanmış olması gerekir. Mahkemenin, kesin hüküm nedeniyle usulden ret kararına dayanak yaptığı Germencik Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/123 Esas 2005/533 Karar sayılı dosyada, davalı tarafından Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü aleyhine 31.05.2002 tarihinde açtığı davada mevkilerini belirttiği incir ve zeytin bahçesi vasıflı tescil harici bırakılan taşınmazı 1977’li yıllarda imar ihya etmek suretiyle zilyedi olduğu iddiasıyla dava açıldığı, Mahkemece davanın kabul edilerek, kararın Yargıtay tarafından onanması suretiyle 27.03.2007 tarihinde kesinleştiği, bunun sonucu olarak davaya konu 766 parselin 05.07.2007 tarihinde hükmen davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Eldeki dosyada davacı, davalıyla aralarında imzalanan harici satım sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuş olup Mahkemece kesin hükme dayanak edilen Germencik Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/123 Esas 2005/533 Karar sayılı dosyasında davanın tarafı değildir. Şu halde Germencik Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/123 Esas 2005/533 Karar sayılı dosyasındaki hükmün eldeki dava açısından kesin hüküm teşkil ettiğini kabul etme olanağı yoktur. Bu nedenle Mahkemece, işin esasına girilerek toplanan deliller ve dosya kapsamı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kesin hükmün varlığından bahisle usulden ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 388/4. (HMK madde 297/ç) ve 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 22.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy