(6100 S. K. Geç. m. 3) (6098 S. K. m. 147) (492 S. K. m. 30, 32)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu 205 ada 12 parsel sayılı taşınmazın 629/4608 hissesinin malikleri olan ..... ve .....’ın gaip olmaları nedeniyle Üsküdar 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.06.2005 tarihli ve 2004/1172 Esas 2005/413 Karar sayılı kararı ile İstanbul Defterdarının anılan tapu maliklerine kayyım tayin edildiğini, dava konusu taşınmazın tamamının davalı ... tarafından Cahit Zarifoğlu Park Alanı ve Dr. Burhanettin Üstünel Caddesi haline getirildiğini, belediyeden dava konusu taşınmaz hakkında kamulaştırma yapılıp yapılmadığının sorulması üzerine kamulaştırma yapılmadığının öğrenildiğini, belediyenin hukuka aykırı ve haksız nitelikteki bu işgali nedeniyle belediyeye 01.01.2003 - 31.12.2008 tarihleri arası süreyi kapsayan toplam 93.000,00 YTL ecrimisilin taahhuk ettirilerek talep edilmesine rağmen ödemenin yapılmadığını açıklayarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 93.000,00 YTL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren ve dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde, ecrimisil alacaklarının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, dava konusu taşınmazın ilçe belediyesinin yetki ve sorumluluk alanında kalması halinde husumet itirazlarının bulunduğunu, ecrimisil talep edilebilmesi nedeniyle taşınmazın kullanımından dolayı bir gelir elde edilmesinin gerekli olduğunu, taşınmazın park ve cadde olarak kullanımının ka.....l bir yarar taşıyıp bu kullanımdan dolayı belediyenin herhangi bir gelir elde etmiş olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 01.01.2008-31.12.2008 tarihleri arası 17.719,20 TL; 01.01.2007-31.12.2007 tarihleri arası 16.704,00TL; 01.01.2006-31.12.2006 tarihleri arası 15.229,20 TL; 01.01.2005-31.12.2005 tarihleri arası 14.442,00 TL; 01.01.2004-31.12.2004 tarihleri arası 12.607,20 TL; 01.01.2003-31.12.2003 tarihleri arası 10.200,00 TL; olmak üzere, dava tarihi itibari ile toplam 86.901,60TL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren yürütülecek kademeli yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, artan kısmın reddine, karar verilmiştir. Hükme karşı davalı vekilinin temyiz talebinde bulunması üzerinde; Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 02.07.2014 tarihli ve 2014/10167 Esas, 2014/12767 Karar sayılı ilamı ile Davacı kayyımın davada, Hazine'yi temsilen hareket etmediği, kayyımlık görevi gereği gaip kişinin anılan taşınmazdaki hak ve menfaatlerini korumak için tasarrufta bulunduğunun sabit olup; bu nedenle harçtan muaf olmadığı, harca tabi nitelik taşıyan bir davanın açıldığının kabul edilebilmesi için başvurma harcı ve peşin harcın alınması gerekeceği, harç ikmali sağlanmaksızın davanın devamına ve yargılamanın sürdürülmesine 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. ve 32. madde hükümleri uyarınca olanak bulunmadığı, bu sebeple dava açılırken yatırılması gereken başvuru ve nispi harcın davacı kayyımdan tahsil edilmesi gerektiği ve ancak bu gerekliliğin yerine getirilmesi halinde davaya devam edilerek işin esasına girilmesi gerekirken, anılan hususun gözardı edilerek sonuca gidilmiş olmasının doğru olmadığı belirtilerek yerel mahkeme kararının bozulmasına kararı verilmiştir. Bozma ilamına karşı davacı vekilinin karar düzeltme yoluna başvurması üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 16.03.2015 tarihli ve 2014/18634 Esas, 2015/3610 Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar vermiştir. Dosyada karar düzeltme talebinin reddi üzerine yerel mahkemece Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin Bozma İlamına uyma kararı vererek yargılamaya devam etmiş ve bozma kararı doğrultusunda davacı tarafa harç tamamlatılmıştır.
Davacı tarafın verilen sürede harcı yatırması sonrasında Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 01.01.2008-31.12.2008 tarihleri arası 17.719,20 TL; 01.01.2007-31.12.2007 tarihleri arası 16.704,00 TL; 01.01.2006-31.12.2006 tarihleri arası 15.229,20 TL; 01.01.2005-31.12.2005 tarihleri arası 14.442,00 TL; 01.01.2004-31.12.2004 tarihleri arası 12.607,20 TL; 01.01.2003-31.12.2003 tarihleri arası 10.200,00 TL; olmak üzere, dava tarihi itibari ile toplam 86.901,60 TL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren yürütülecek kademeli yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, artan kısmın reddine, karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki 6098 s.lı TBK'nin 147/1. maddesi, 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Somut olayda, davalı vekilinin yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunduğu göz önüne alınıp, az yukarıda anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca iddia savunma ve toplanan deliller çerçevesinde (davacı tarafın talep ettiği ecrimisil dönem aralığı ve davalı tarafın usulüne uygun olarak ileri sürdüğü zamanaşımı gözönüne alınarak dava tarihinden geriye doğru beş yıllık sürenin birlikte değerlendirilerek) ecrimisil miktarının belirlenmesi gerekirken, dava tarihinden geriye doğru beş yılı aşan bir sürenin baz alınarak fazladan ecrimisile hükmedilmesi doğru değildir, diğer yandan davacı taraf dava konusu taşınmazda kayıt maliklerinden ..... ve .....’ın paylarına yönelik ecrimisil talep ettiğine göre, anılan kayıt maliklerinin tapudaki pay oranları dikkate alınarak bu oranlara karşılık gelen ecrimisil miktarının hesaplanması gerekirken, hükme dayanak yapılan 12.02.2013 tarihli bilirkişi kurulu raporunda bu hususun açıkça belirtilerek hesaplama yapıldığını kabul etme olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle açıklanan hususlar gözönüne alınarak iddia ve savunma çerçevesinde toplanan delillere göre karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan nitelikte ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.03.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)