(4721 S. K. m. 706, 1023) (2644 S. K. m. 26) (1512 S. K. m. 60, 80) (6098 S. K. m. 213)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.03.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin dava konusu 23 parsel sayılı taşınmazı, davalılardan ...’dan haricen satın aldığını ve satış bedelini ödediğini, ancak vekil edeninin taşınmazı satmayı düşündüğünden, iki ayrı masraf olmasını istemediği için taşınmazı adına tescil ettirmediğini, daha sonra taşınmaza müşteri bularak 140.000,00 TL bedel karşılığında ... aracılığı ile...'e satmaya karar verdiğini, taşınmazın, ...'ın vekil edenine verdiği vekaletname ile 04.10.2011 tarihinde...'e tapuda devredildiğini, ...in satış bedelini ödemediğini, bu kadar parayı yanında taşıyamayacağını söylediğini, vekil edenini bankaya götürdüğünü, orada paranın yatmadığını söyleyerek oyaladığını, sonrasında... ile ...'nun vekil edenini dolandırdığının ortaya çıktığını, bu şahıslar aleyhine örgüt liderliği ve örgüt üyeliğinden davalar açıldığını, vekil edeninin...'e devrettiği taşınmazın 10.10.2011 tarihinde 10.000 TL bedelle ...'e, daha sonrasında da 14.10.2011 tarihinde 11.000 TL bedelle davalı ...'a devredildiğini, ...’ın TMK’nin 1023 maddesinde düzenlenen iyiniyetli üçüncü kişi olduğundan bahsedilemeyeceğini açıklayarak, 23 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ...; dava konusu taşınmazı ... adlı şahıstan 72.000 TL bedelle satın aldığını, ancak belediyeden alınan emlak beyanına göre 11.000 TL üzerinden işlem yapıldığını, bedeli tamamen ödediğini, davacıdan taşınmazın zorla alındığını Savcılıkta alınan ifadesi sırasında öğrendiğini, bu işlerle kendisinin bir ilgisi bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan ...; kendisinin dava konusu taşınmazı davacıya sattığını, parasını tamamen aldığını, davacının, tapu devrini istemediğini, vekalet vermesini istediğini, zira taşınmazı başka bir kişiye satacağından iki masraf olmasını istemediğini, kendisinin de davacıya, taşınmazın satışının gerçekleştirilmesi için vekaletname verdiğini, davanın kendisi ile bir ilgisi olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, kural olarak, Türk Medeni Kanunu’nun 706, Türk Borçlar Kanunu’nun 213, Tapu Kanunu’nun 26, Noterlik Kanunu’nun 60 ve 80.maddeleri gereğince tapuda kayıtlı taşınmazların resmi şekilde yapılmayan satışlarının geçersiz olmasına, davalılardan ...’ın, dava konusu taşınmazı davacıya sattığı yönündeki beyanının “harici satış olgusunun” ikrarı olduğu, tapulu taşınmazlarda resmi satış şartının geçerlilik şartı olması nedeniyle sonuca etkili olmayacağının ve davacının esas itibariyla harici satışa dayanarak iptal-tescil isteğinde bulunduğu, bununda haricen yapılan satışı geçerli hale getirmeyeceğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 54,40 TL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 79,60 TL'nin istek halinde temyiz edene iadesine, 10.03.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)