MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Dava dilekçesinde, davacının malik olduğu İskenderun İlçesi Şevre Mıntıkası 3271 parsel sayılı taşınmazın 1, 8 ve 9 nolu bağımsız bölümleri davalının haksız şekilde kullandığı ileri sürülerek elatmanın önlenmesi ile 10.000 TL ecrimisil istemiş, ıslah ile ecrimisil miktarı 94.900,00 TL'ye yükseltilmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi ile 11.386,66 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline, tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı olarak taşınmaza elatmanın önlenmesi, tazminat ile ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Bilindiği üzere, yargı harcı, devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı hizmete, ondan yararlananların katkısıdır (YİBK, 16.12.1983 tarihli ve 1983/5 E.-1983/6 K.) Buna göre, bir hizmetin harç konusu olabilmesi için kişilerin bir kamu kurumundan yararlanmaları, kişilere kamu eliyle özel bir yarar sağlanması ve kamu idaresinin kişilerin özel bir işiyle uğraşması gerekmektedir.
Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin kanunla belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de kanunda yer almasına bağlıdır.
Nitekim T.C. Anayasa'sının 73. maddesinde "vergi, resim, harç vb. mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır" hükmü öngörülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.04.2017 tarihli ve 2017/1-1201 Esas, 2017/716 Karar sayılı içtihatında açıklandığı üzere; Kanunla açıkça yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes, bu harçları ödemekle yükümlüdür.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nu harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki “Harcı Ödenmeyen İşlemler” başlığını taşıyan 32. maddesinde, “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” hükmü getirilmiştir. Aynı Kanunun 30.maddesinde ise, yargılama sırasında tespit olunan dava değerinin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için yargılamaya devam olunacağı, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı belirtilmiştir.
Böyle bir durumda, mahkemece yapılacak iş; HMK'nin 150. maddesi uyarınca dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına; maddede belirtilen süre içerisinde harcın yatırılmadığı, dosyanın yenilenmediği anlaşıldığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinden ibarettir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yer (kısım) ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Dosya içeriği ve toplanan delillerden davanın, 10.000,00 TL dava değeri gösterilmek sureti ile bu miktar üzerinden harç yatırılarak açıldığı, elatmanın önlenmesi ve tazminat istemi yönlerinden ayrı ayrı dava değerleri belirtilmeden mahkemece de bu husus açıklattırılmadan ve buna bağlı olarak tazminat ile elatmanın önlenmesi yönünden harç yatırılmadığı gibi, yargılama sırasında da elatılan taşınmaz (üç ayrı bağımsız bölüm) değeri bilirkişilerce hesaplanmasına rağmen sadece ecrimisil bedeli olarak tespit edilen 94.900,00 TL üzerinden davanın ıslah edilerek bu miktar yönünden harcın ikmal edildiği, elatmanın önlenmesi yönünden harç yatırılmadan ve yargılama sırasında da bu yönden harç ikmali yapılmadan davaya devam edildiği ve hükümle birlikte elatmanın önlenmesine karar verilen bağımsız bölümlerin değeri dikkate alınmadan harç alınmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarı ve elatmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak olan dava değeri üzerinden daha önce yatırılan harçlar da dikkate alınarak peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan hususlar gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy