(4721 S. K. m. 994) (6100 S. K. m. 165, 371, 373)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili, duruşmasız olarak davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.03.2020 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile karşı taraftan temyiz eden davalı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, vekil edeninin dava konusu 1 numaralı bağımsız bölümün maliki olduğunu, davalı tarafın sözkonusu taşınmazı 2006 yılından bu yana haksız olarak işgal ettiğini, davalı ile vekil edeni arasında kira ilişkisi bulunmadığını açıklayarak, davalının haksız işgaline son verilmesini ve dava tarihinden geriye yönelik 5 yıla ilişkin 10.000,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında, talebini bilirkişi raporu doğrultusunda 570.551,89 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davacı kooperatif ile dava dışı müteahhit . ...Tic. Ltd. Şti arasında, önce 1995 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin tanzim edildiğini, daha sonra sözleşmenin 2008 yılında yeniden düzenlendiğini, sözleşmenin, paylaşım konulu 3.maddesinde, -2,30 kotun altında kalan sığınak ve kazan dairesi haricindeki kısımların müteahhide kalacağının kararlaştırıldığını, bu kapsamda 1, 2, 3 ve 4 numaralı taşınmazların müteahhide isabet ettiğini, müteahhidin sözleşmeden doğan haklarını dava dışı ...’e temlik ettiğini, davacı kooperatifin, anılan 1, 2, 3 ve 4 nolu bağımsız bölümlerden 2 ve 3 nolu bağımsız bölümleri müteahhide devrettiğini, ancak 1 ve 4 nolu bölümlerin ise müteahhit adına tescil edilmediğini, bu nedenle müteahhidin ...’e tapu devir ve tescil işlemleri yapamadığını, ... tarafından davacı kooperatif aleyhine Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/175 Esas sayılı dosyası ile açılan tapu iptali ve tescil davasının devam ettiğini, davalının bu taşınmazda ...’in kiracısı olarak bulunduğunu, davacının, anılan yerin tapusunu kooperatifler birliğinden 21.2.2013 tarihinde edindiğini, bu tarihten öncesine ilişkin olarak talepte bulunamayacağını beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince istinaf edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince; davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile vekalet ücretine hasren davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
A) Davacı vekilinin temyiz isteğinin incelenmesinde,
1.Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminattır.
Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri ise, karşılıklı taahhütleri ihtiva eden, iki tarafa da borç yükleyen eser yapımı ile satış vaadinden oluşan karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmelerde yüklenicinin asli edimi, arsa sahibinin arsası üzerinde sözleşme ve imara uygun olmak üzere finansmanı kendisi tarafından sağlanarak inşaat yapıp teslim etmek, arsa sahibinin borcu ise, bedel olarak kararlaştırılan bağımsız bölüm ya da arsa payının mülkiyetini yükleniciye devretmektir.
Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan tapu kaydı ya da bağımsız bölümlere hak kazanabilmesi inşaatı kusursuz ve eksiksiz tamamlayıp teslim etmesine bağlıdır. Sözleşmeden sonra ve inşaat süresince yükleniciye bir kısım payların devri avans niteliğindedir. Sözleşmenin geriye etkili feshi halinde bu arsa payları talep halinde arsa sahibine geri döner. Yüklenici edimini ifa ettiği oranda şahsi hak elde edebilir ve elde ettiği hakkını üçüncü kişilere devredebilir.
Bütün sözleşmelerde olduğu gibi kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde de taraflar sözleşmenin kendilerine yüklediği borçları belirlenen zaman ve biçimde ifa etmek zorundadır. Buna göre yüklenicinin edimini süresinde yerine getirmemesi halinde arsa sahibinin sözleşmenin feshini isteme hakkı bulunmaktadır.
Yüklenicinin fesih kararının kesinleştiği tarih itibariyle sözleşme konusu taşınmazı, arsa sahibine teslimi gerekir. Yüklenici, sözleşmenin geriye etkili sonuç doğurur şekilde feshinin kesinleştiği tarihe kadar, taşınmazı sözleşme gereğince zilyetliğinde bulundurma hakkına sahip olduğundan, o tarihe kadarki sürede yüklenici de, yüklenicinin yararlandırdığı kimseler de Türk Medeni Kanunu'nun 994. maddesi hükmü uyarınca “iyiniyetli zilyet” sayılacaklarından; aynı Kanun'un 995. maddesi gereğince haksız işgal tazminatı kapsamında ecrimisil istenemez.
Somut olayda; davacı ile dava dışı yüklenici arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile dava konusu bağımsız bölümün yükleniciye bırakıldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığına, davacı ile dava dışı müteahhit arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçmişe etkili olarak feshedildiği iddia ve ispat edilmediğine göre, ecrimisil talebinin reddine ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmamakta olup, davacı vekilinin ecrimisil talebinin reddine yönelen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK’nin 165.maddesinde “Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir” düzenlemesi getirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davalı şirketin dava konusu taşınmazı kiraladığını beyan ettiği dava dışı ... tarafından davacı kooperatif aleyhine Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/175 Esas, 2018/1077 Karar sayılı dosyası ile dava konusu taşınmaza ilişkin olarak tapu iptali ve tescil davası açıldığının, yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiğinin, kararın Yargıtay 15.Hukuk Dairesince 19.12.2019 tarihinde onandığının ancak kararın henüz kesinleşmediğinin anlaşılmasına göre, Mahkemece iş bu davanın sonucunun beklenilmesi, ret hükmünün kesinleşmesi durumunda mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle elatmanın önlenmesi talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken bahsi geçen davanın sonucu beklenilmeksizin hüküm tesisi doğru olmamıştır.
B) Bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (A-2) nolu bentte açıklanan nedenle kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının (A-1) nolu bentte açıklanan nedenle reddine, bozma nedenine göre, davalı vekilinin temyiz itirazının (B) nolu bent gereği incelenmesine yer olmadığına, dosyanın HMK'nin 373/2. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.037,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 10.03.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)